إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
“In der Schöpfung der Himmel und der Erde; im Unterschied von Nacht und Tag; in den Schiffen, die das Meer befahren mit dem, was den Menschen nützt; darin, daß Allah Wasser vom Himmel herabkommen läßt, und damit dann die Erde nach ihrem Tod wieder lebendig macht und auf ihr allerlei Tiere sich ausbreiten läßt; und im Wechsel der Winde und der Wolken, die zwischen Himmel und Erde dienstbar gemacht sind, sind wahrlich Zeichen für Leute, die begreifen.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayetler grubu, Allah'ın gökten indirdiği suyla ölü toprağı diriltmesi, yeryüzüne yaydığı canlı çeşitleri ve rüzgârların farklı yönlerde estirilmesi gibi kevni olayların tümü akıl sahipleri için Allah'ın birliğine dair birer delil ve hüccet olarak sunulmaktadır. Yerin diriltilmesi, ölümden sonra bitki bitirilmesi demektir; rüzgârların 'tasrif'i ise Allah'ın onları kâh rahmet kâh azap vesilesi kılarak farklı yönlerden (şimal, cenup, saba, debur) göndermesidir. Bu deliller, ancak akledip düşünen ve Allah'ın öğüt ve ibretlerini anlayan kimseler için fayda verir.
فأعلم تعالى ذكره عباده بأن الأدلة، والحجج إنما وضعت معتبرا لذوي العقول والتمييز دون غيرهم من الخلق، إذ كانوا هم المخصوصين بالأمر والنهي، والمكلفين بالطاعة والعبادة، ولهم الثواب وعليهم العقاب.
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre yerin sakin/durağan olması, canlıların hareket edip yaşayabilecekleri uygun mekanları arayıp bulabilmeleri için bir maslahattır. Şayet yer titreşip sarsılıyor olsaydı ve bazı bölgeler bazı hayvanlara uygun olsaydı, o bölgeye uymayan bir canlı oraya sürüklenip helak olabilirdi. Yerin sakin, hayvanların ise hareketli olması sayesinde her canlı kendine uygun yeri bulup orada otlayıp yaşayabilir.
أي سكون الأرض فيه مصلحة حركة الدواب مأسكنا الأرض وحركنا الدواب ولو كانت الأرض متزلزلة وبعض الأراضي يناسب بعض الحيوانات لكانت الدابة التي لا تعيش في موضع تقع في ذلك الموضع فيكون فيه هلاك الدواب
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu bölümde 'gece ve gündüzün ihtilafı' ifadesini iki şekilde açıklıyor: birincisi birinin gelişi diğerinin gidişi ile olan ihtilaf, ikincisi nur-zulmet, uzunluk-kısalık gibi vasıflardaki farklılık. Ardından leyl, nehâr, fulk ve rîh kelimelerinin sarf, cemi ve kıraat farklılıklarını dilbilimsel olarak detaylandırıyor, ayrıca 'tuhyî bihi'l-arda ba'de mevtihâ' ifadesinin kalplerin katılıktan sonra yumuşaması, kâfirin hidayete ermesi ve ölülerin diriltilmesi gibi çeşitli te'villerini naklediyor.
قيل : اختلافهما بإقبال أحدهما وإدبار الآخر من حيث لا يعلم وقيل : اختلافهما في الأوصاف من النور والظلمة والطول والقصر
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayette sayılan gökler, gece-gündüzün ardışıklığı, gemiler, yağmur, hayvanların yayılması ve rüzgârların/bulutların tasarrufu gibi kozmik olguların hepsinin Allah'ın varlığına ve birliğine delil olarak zikredildiğini belirtir. Bu unsurların mümkün varlıklar olup birçok farklı ihtimalden özel bir biçimde var olmaları, onların hikmet ve irade sahibi bir yaratıcıya muhtaç olduğunu gösterir. Ayrıca ayetin sonunda 'akleden topluluk' ifadesiyle bu delillerin ancak tefekkür edenler için anlamlı olacağına işaret edilir.
واعلم أن دلالة هذه الآيات على وجود الإله ووحدته من وجوه كثيرة يطول شرحها مفصلا، والكلام المجمل أنها: أمور ممكنة وجد كل منها بوجه مخصوص من وجوه محتملة، وأنحاء مختلفة
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre Allah, hiç kimsenin gücünün yetmediği şeyleri yaratmıştır; buna rağmen müşrikler O'na hiçbir şeye güç yetiremeyen varlıkları eş koşmaktadırlar. 'Sümme' edatı, kudretinin delilleri bunca açıkken O'na eş koşmalarının uzak ve garip bir durum olduğunu vurgulamak içindir. Ayrıca metin, yağmurun 'rızık' olarak adlandırılmasının, onun rızkın sebebi olmasından kaynaklandığını, 'tilke' işaretinin de önceki ayetlere (Allah'ın ayetlerine) döndüğünü belirtir.
استبعاد أن يعدلوا به بعد وضوح آيات قدرته
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr bu ayetlerde denizde gemilerin yüzdürülmesinin, insanların farklı bölgeler arasında geçim ve menfaat naklini sağlamak üzere Allah'ın bir lütfu olduğunu belirtir. Rüzgârların çeşitli yönlerden (cenup, yemen, saba, debur) esmesi, bulutları sevk etmesi, gece-gündüzün birbirinden uzunluk-kısalık alması ve göklerin-yerin yaratılışı gibi hususların hepsinin Allah'ın vahdaniyetine, ilim ve kudretine delil olduğunu açıklar. Ayrıca ölü toprağın yağmurla diriltilmesi de O'nun rızık verici olduğunun delili sayılır.
وقد صنف الناس في الرياح والمطر والأنواء كتبا كثيرة فيما يتعلق بلغاتها وأحكامها وبسط ذلك يطول ههنا والله أعلم
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler, yağmurla ölü toprağın diriltilmesi, rüzgârların farklı yönlerden estirilmesi, gemilerin yüzdürülmesi ve gece-gündüz ihtilafı gibi kevni olayların Allah'ın birliğine, kudretine ve rızık verici olduğuna dair birer delil (âyet) olduğu ve bunların ancak akleden/tefekkür eden kimseler için anlamlı olacağı konusunda birleşmektedir.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet (selef alimlerinden nakiller) ağırlıklı bir okuma sunarken, Zemahşerî ve Kurtubî dilbilimsel/belağat tahliline (kelime iştikakları, kıraat farkları) yoğunlaşır. Râzî ise farklı bir yöntemle, yerin sükûnu ile canlıların hareketliliği arasında hikmet/maslahat temelli aklî bir istidlal geliştirir; Beydâvî ise kelâmî-kozmolojik delil çerçevesinde meseleyi ele alır. Bu farklar, müfessirlerin ait olduğu ekol (dil odaklı, rivayet odaklı, kelâm/felsefe odaklı) ve yaşadıkları dönemin ilmî yöntemleriyle ilişkilidir.
Historischer Kontext
Daha erken dönem müfessirlerde (Taberî) rivayet ve selef nakli baskınken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil tahlili ve aklî/kelâmî istidlal yöntemleri daha belirgin hale gelmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi sonraki müfessirler ise hem rivayeti hem dil tahlilini birleştirerek daha kapsamlı bir sentez sunar. Böylece ayetin temel mesajı (kevni delillerin Allah'ın birliğine işaret etmesi) sabit kalırken, bu mesajın nasıl temellendirildiği dönemin ilmî yöntemlerine göre çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, tabiat olaylarının incelenmesiyle iman arasında bir çatışma değil, bir uyum kurulabileceğini hatırlatır; ilim ve iman birbirini besleyen bir bütün olarak görülebilir. Yerin sükûnu, rüzgârların düzeni ve suyun hayat vermesi gibi hikmetli tasarımları düşünmek, günlük hayatta sabır, şükür ve tefekkür ruhunu güçlendirebilir. Bu tür ayetler üzerinde durmak, bilimsel merakı ihlas ve derin düşünceyle birleştiren yapıcı bir bakış açısına da zemin hazırlayabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben