فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا
“Sie trafen einen von Unseren Dienern, dem Wir Barmherzigkeit von Uns aus hatten zukommen lassen und den Wir Wissen von Uns her gelehrt hatten.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, Musa'nın yol arkadaşı olan âlim kişinin Hızır olduğunu ve kendisine 'Hızır' denmesinin, beyaz bir kürk/toprak üzerine oturduğunda oranın yeşerip canlanması sebebiyle olduğunu aktarır. Musa'nın bu yolculuğunun sebebi hakkında iki rivayet nakleder: birincisi Musa'nın kendisinden daha bilgili biri olmadığını söylemesi/düşünmesi üzerine Allah'ın ona daha bilgili bir kul olduğunu bildirmek istemesi, ikincisi ise Musa'nın Allah'tan kendisine ilim katacak bir âlimi göstermesini istemesidir. Ardından İbn Abbas'tan gelen rivayetle Musa'nın Hızır'ı bulma yolculuğunun ve balığın kayboluşunun kıssasını detaylandırır.
فذكر لنا أن نبي الله صلى الله عليه وسلم قال: «إنما سمي الخضر خضرا لأنه قعد على فروة بيضاء، فاهتزت به خضراء»
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Zemahşerî, ayette geçen 'rahmet'in vahiy ve nübüvvet olduğunu belirtir. 'Katımızdan' (min ledünnâ) ifadesinin ise Allah'a has olan bir ilme, yani gaybdan haber verme bilgisine işaret ettiğini açıklar.
هي الوحي والنبوة { من لدنا } مما يختص بنا من العلم ، وهو الإخبار عن الغيوب
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Hızır olarak bilinen bu şahıs, kendisine Allah tarafından aracısız verilen 'ledünni ilim' sahibiydi; Musa'nın bu kişiye gönderilmesi, şeriat ilminde kemale ulaşan Musa'nın, zâhirî ilimlerden bâtınî hakikatleri kavrama ilmine geçişin de bir kemal mertebesi olduğunu öğrenmesi içindir. Razi, nefsin kendiliğinden (nazarî) bilgi edinmesi ile kazanılan (kesbî) bilgi arasında ayrım yaparak, kesbî bilginin de tefekkür yoluyla veya riyazet ve mücahede yoluyla nefsin kuvvetlerini zayıflatıp akli kuvveti güçlendirerek ilahi nurların aracısız feyzine ulaşmasıyla elde edilebileceğini açıklar. Bu ikinci tür, sûfilerin 'ulûm-i lednî' dediği türdür ve bu ayetteki kişinin ilmi bu türdendir.
والصوفية سموا العلوم الحاصلة بطريق المكاشفات العلوم اللدنية ، وللشيخ أبي حامد الغزالي رسالة في إثبات العلوم اللدنية
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre Musa ve Şüca'nın balığın kaybolduğu yeri işaret sayıp geldikleri yoldan izlerini takip ederek geri döndükleri ve kayaya ulaştıkları anlatılır. Orada karşılaştıkları kişi cumhurun görüşüne göre Hızır'dır ve kendisine verilen rahmet vahiy ve nübüvvet, verilen ilim de ancak Allah'ın tevfikiyle bilinebilen gayb ilmidir.
فارتدا على آثارهما فرجعا في الطريق الذي جاءا فيه. قصصا يقصان قصصا أي يتبعان آثارهما اتباعا، أو مقتصين حتى أتيا الصخرة. فوجدا عبدا من عبادنا الجمهور على أنه الخضر عليه السلام
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre Mûsâ'nın yanındaki kul, cumhurun görüşüne göre Hızır'dır ve bu husus sabit hadislerle desteklenmektedir. Hızır'ın nübüvvet sahibi olup olmadığı konusunda ihtilaf vardır; cumhur onu peygamber sayar, bir görüş ise salih bir kul olduğunu ancak peygamber olmadığını söyler. Kurtubî, Hızır'ın fiillerinin bâtınî yönlerinin ancak vahiyle bilinebileceğini belirterek nübüvvet görüşünü tercih eder.
والخضر نبي عند الجمهور وقيل : هو عبد صالح غير نبي والآية تشهد بنبوته لأن بواطن أفعاله لا تكون إلا بوحي
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayette geçen kişinin sahih hadislerle sabit olduğu üzere Hızır aleyhisselam olduğunu belirtir. Bunun delili olarak Buhari'nin İbn Abbas ve Übey b. Ka'b yoluyla rivayet ettiği hadisi zikreder; bu hadiste Musa'nın Bilal-i Bekali'nin iddiasının aksine İsrailoğulları'nın peygamberi Musa olduğu ve Allah'ın ona kendisinden daha alim bir kul olarak Hızır'ı gösterdiği anlatılır. Ayrıca Hızır'ın peygamber mi, melek mi yoksa veli mi olduğu, hayatta olup olmadığı gibi ihtilaflı görüşleri de nakleder ancak bunlarla ilgili çoğu rivayetin sahih olmadığını vurgular.
قال ابن عباس كذب عدو الله
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetteki şahsın cumhur görüşüne göre Hızır olduğunda, kendisine verilen ilmin sıradan/kesbî bilgi olmayıp Allah katından özel bir bilgi (ledün ilmi, gayb ilmi veya vahiy/nübüvvet) olduğunda ve Musa'nın bu yolculuğa daha üstün bir ilme muhatap olmak için çıktığında birleşir.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle olayı hadis ve sahâbe nakilleriyle anlatıp Hızır'ın kimliği ve sıfatları (peygamber mi, veli mi) konusundaki ihtilafları aktarırken sahih rivayete öncelik verir; Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat tahliliyle 'rahmet' ve 'ledün ilmi' kavramlarını nübüvvet ve vahiy çerçevesinde açıklar; Kurtubî rivayeti akli bir ilkeyle (üstün olana tabi olma) birleştirip nübüvvet görüşünü tercih eder; Râzî ise meseleyi işârî/tasavvufi bir çerçeveye taşıyarak kesbî-vehbî ilim ayrımı üzerinden ledünni ilmi sûfî terminolojisiyle temellendirir, bu da onu diğerlerinden yöntemce ayırır ve tasavvufî kaynaklara (Gazâlî) atıfla zenginleştirir.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessirleri (Taberî) meseleyi büyük ölçüde nakil ve kıssa detaylarıyla ele alırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Beydâvî) dil ve belağat merkezli okumalar öne çıkmış, daha sonra Râzî ile birlikte akli-işârî yorum tabakası eklenmiş, Kurtubî ve İbn Kesîr gibi geç dönem müfessirler ise rivayet-akıl dengesini gözeterek ihtilaflı noktaları temkinli biçimde sınıflandırma eğilimi göstermiştir; temel kimlik tespiti ve ilmin mahiyeti hususunda köklü bir değişim olmamış, yöntem ve vurgu zenginleşerek çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu farklı okumalar, ilim edinme yollarının çeşitliliğine ve bilgiye karşı mütevazı bir duruşun kıymetine dikkat çekebilir; zahirî bilgiyle yetinmeyip öğrenmeye açık kalmanın, ilim ile hikmetin bir arada gelişebileceğinin bir hatırlatıcısı olarak düşünülebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çok yönlü yaklaşımlar, günümüzde de bilgiye ve farklı yorumlara sabırla, hoşgörüyle yaklaşmanın bir örneği sayılabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben