مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا
“Sie haben kein Wissen davon, und auch nicht ihre Väter. Welch schwerwiegendes Wort kommt aus ihren Mündern heraus. Sie sagen nichts als Lüge.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'a çocuk nispet edenlerin ve meleklerin Allah'ın kızları olduğunu söyleyenlerin sözünün ne kadar büyük/ağır bir söz olduğunu ifade etmektedir; onların bu iddiaları hakkında herhangi bir bilgileri (ilim) yoktur ve söyledikleri sadece Allah'a karşı iftira edilmiş bir yalandır.
فتأويل الكلام: عظمت الكلمة كلمة تخرج من أفواه هؤلاء القوم الذين قالوا: اتخذ الله ولدا، والملائكة بنات الله
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'kelimeyi tavsif eden bu ifade' (كبرت كلمة), onların bu sözü söylemeye ve ağızlarından çıkarmaya cüret etmelerinin ne denli büyük/çirkin bir iş olduğunu vurgular. İnsanların kalplerine şeytanın fısıldadığı ve içlerinde kurdukları birçok münker düşünceyi dahi açığa vurmaktan çekindikleri halde, bu sözü açıkça söylemelerinin daha da büyük bir çirkinlik olduğunu belirtir. Ayrıca 'كبرت' kelimesinin farklı bir kıraatle (bâ harfinin sükûnu ve ötre işmâmıyla) okunduğunu da aktarır.
فإن كثيرا مما يوسوسه الشيطان في قلوب الناس ويحدثون به أنفسهم من المنكرات لا يتمالكون أن يتفوهوا به ويطلقوا به ألسنتهم ، بل يكظمون عليه تشورا من إظهاره ، فكيف بمثل هذا المنكر ؟
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre 'kelimeten' ifadesindeki mansub okuyuş, temyiz olarak daha güçlü ve daha beliğdir; bu okuyuşta bir tür taaccüp (şaşkınlık ifadesi) anlamı vardır, sanki 'ne büyük bir sözdür bu!' denilmektedir. Ayrıca 'kebürat kelimeten' sözü, müşriklerin Allah'a çocuk isnad etmelerinin akıl nezdinde son derece çirkin ve reddedilmiş bir söz olduğunu, hatta kendi akıllarının bile bu sözden nefret ettiğini, bu sözü sadece taklit yoluyla dillendirdiklerini gösterir. Ayrıca bu ayet, yalanın hakikatinin sadece bilerek söylenen yanlış haber olmadığını, gerçeğe uymayan her haberin -söyleyen onun yanlışlığını bilse de bilmese de- yalan sayılacağını ispatlamak için delil olarak kullanılmıştır.
فلما قلت كلمة ميزتها من محتملاتها فانتصبت على التمييز والتقدير كبرت الكلمة كلمة فحصل فيه الإضمار ، أما من رفع فلم يضمر شيئا كما تقول عظم فلان فلذلك قال النحويون والنصب أقوى وأبلغ ، وفيه معنى التعجب كأنه قيل ما أكبرها كلمة
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî, 'كلمة' kelimesinin okunuş farklılıklarını ele alır; nasb ile okunduğunda 'كلمة' beyan/temyiz olarak gelir ve 'bu söz ne kadar da büyük bir söz' anlamına gelir. Hasan, Mücahid, Yahya b. Ya'mer ve İbn Ebî İshak'ın ref' ile okuyuşuna göre ise buna göre bir şeyin gizli öge (zamir) takdirine ihtiyaç kalmaz; anlam 'Allah'a çocuk isnat etmeleri sözü büyüdü/çok ağır oldu' şeklindedir.
كلمة نصب على البيان أي كبرت تلك الكلمة كلمة وقرأ الحسن ومجاهد ويحيى بن يعمر وبن أبي إسحاق كلمة بالرفع أي عظمت كلمة يعني قولهم اتخذ الله ولدا وعلى هذه القراءة فلا حاجة إلى إضمار
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre ayetteki 'كبرت كلمة' ifadesi, müşriklerin Hz. Peygamber hakkındaki iddialarının ne kadar çirkin ve dayanaksız olduğunu vurgular; onların söylediği bu söz ancak yalan ve iftiradan ibarettir, hiçbir delile dayanmaz. Ayrıca bu müfessir, sûrenin iniş sebebini İbn İshak'ın rivayetiyle açıklar: Kureyş'in Nadr b. Hâris ve Ukbe b. Ebî Muayt'ı Medine'deki Yahudi bilginlerine gönderip Hz. Peygamber'e sormaları için üç soru (Ashab-ı Kehf, dünyayı gezen adam, ruh) getirmelerini sağladıkları, vahyin on beş gün kesilmesiyle Hz. Peygamber'in hüzünlendiği ve ardından Kehf sûresinin nazil olduğu anlatılır.
والمعنى على قراءة الجمهور أظهر فإن هذا تبشيع لمقالتهم وأستعظام لإفكهم ولهذا قال أي ليس مستند سوى قولهم ولا دليل لهم عليها إلا كذبهم وافتراؤهم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre âyet, 'Allah çocuk edindi' diyenleri özellikle vurgulayarak tekrar uyarmaktadır; bu tekrar onların küfürlerinin büyüklüğünü göstermek içindir. Onların bu sözü, ne söyledikleri şeye, ne bu iddiaya ne de Allah'a dair hiçbir bilgiye dayanmadan, cahillik, yanlış zan veya atalarından öğrendikleri bir sözü anlamını bilmeden taklit etmelerinden kaynaklanmaktadır. 'Kelime büyüdü' ifadesi, bu sözün Allah'a benzetme ve ortak koşma içermesi, ayrıca O'nu bir evlada muhtaç gösterme çağrımı taşıması sebebiyle küfür bakımından ne denli ağır olduğunu belirtir.
كبرت كلمة عظمت مقالتهم هذه في الكفر لما فيها من التشبيه والتشريك، وإيهام احتياجه تعالى إلى ولد يعينه ويخلفه إلى غير ذلك من الزيغ
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler 'كبرت كلمة' ifadesinin, Allah'a çocuk/evlat isnat edilmesi sözünün ne kadar büyük, çirkin ve dayanaksız bir söz olduğunu vurguladığında hemfikirdir. Ayrıca hemen hepsi bu iddianın herhangi bir bilgiye (ilim) dayanmadığını, sadece taklit, zan veya iftiradan ibaret olduğunu belirtir ve konuyu büyük ölçüde dil/belağat ile kıraat farklılıkları üzerinden (كلمة kelimesinin nasb/ref' okunuşu, temyiz/taaccüp anlamı) izah eder.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet malzemesine (İbn İshak nakli, nüzul sebebi) daha çok yer verirken; Zemahşerî ve Beydâvî ifadenin belağat inceliğine (şeytanın fısıldadığı düşüncelerden daha çirkin olması, tekrarın küfrün büyüklüğünü gösterme işlevi) odaklanır. Fahreddin er-Râzî ise meseleyi kelam ilmine taşıyarak yalanın tanımı üzerinden itikadi bir çıkarım yapar; bu, diğerlerinden daha felsefi/kelamî bir yaklaşımdır. Kurtubî ise büyük ölçüde teknik kıraat farklılıklarının nahiv açısından sonuçlarını aktarmakla sınırlı kalır.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî'den en yeniye (Beydâvî) kadar temel okuma -sözün büyüklüğü ve dayanaksızlığı- sabit kalmıştır; değişen husus yorumun derinleşmesi ve çeşitlenmesidir. Zaman içinde dil/kıraat analizine ek olarak kelamî çıkarımlar (Râzî) ve daha edebî-psikolojik tahliller (Zemahşerî, Beydâvî) eklenmiş, yöntem çeşitliliği artmış ama özündeki mesaj korunmuştur.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, bir sözü söylemeden önce onun dayandığı bilgiyi sorgulamanın önemine işaret eder; ilim ile iman arasındaki uyumun, aktarılan bilgiyi araştırmadan tekrar etmemekle mümkün olduğu hatırlatılabilir. Toplumsal hayatta asılsız söz ve iddialardan kaçınmak, ihlasla ve bilgiye dayanarak konuşmak, günümüzde de kişisel ve toplumsal ilişkilerde yapıcı bir tutum olarak değerlendirilebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben