قُل لَّئِنِ ٱجْتَمَعَتِ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِمِثْلِ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهِۦ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا
“Sag: Wenn sich die Menschen und die Ginn zusammentäten, um etwas beizubringen, was diesem Qur'an gleich wäre, sie brächten nicht seinesgleichen bei, auch wenn sie einander Beistand leisten würden.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, cin ve insanların birbirine yardımcı ve destek olsalar bile Kur'an'ın bir benzerini asla getiremeyeceklerini bildirmektedir. Bu, Peygamber'e Kur'an hakkında tartışan ve ondan başka bir mucize isteyen Yahudi topluluğuna yönelik bir tevbih ve meydan okuma mahiyetindedir. Ayet, onların benzerini getirebileceklerini iddia etmelerine karşı bir cevap niteliğindedir.
لئن اجتمعت الإنس والجن على أن يأتوا بمثله، لا يأتون أبدا بمثله، ولو كان بعضهم لبعض عونا وظهرا
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, Kur'an'ın benzerini getirme konusundaki meydan okumanın (tehaddî) Peygamber'e (s.a.v.) değil, tüm Araplara/insanlara yönelik genel bir davet olduğunu belirtir. Bazılarının bu meydan okumayı 'Muhammed gibi ümmî bir adam' bulmakla sınırlı gördüğü görüşünü zikreder, ancak doğru görüşün ilk görüş (yani genel meydan okuma) olduğunu söyler. Zira Araplar en fasih ümmet olmalarına ve Mekke ile Medine'de defalarca meydan okunmasına rağmen buna güç yetirememişlerdir.
والصحيح الأول لأن التحدي عام لهم كلهم مع أنهم أفصح الأمم وقد تحداهم بهذا في مكة والمدينة مرات عديدة مع شدة عداوتهم له وبغضهم لدينه ومع هذا عجزوا عن ذلك
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, insanların ve cinlerin tamamı bir araya gelip birbirlerine yardımcı olsalar da, Kur'an'ın belagat, güzel nazım ve mana kemali açısından bir benzerini getiremeyeceklerini bildirmektedir. Beydâvî, meleklerin ayette zikredilmeyişini, onların benzerini getirmelerinin Kur'an'ın mucize olma vasfını ortadan kaldırmayacağı ve zaten vahyin gelişinde vasıta olmaları ile açıklar. Ayrıca 'sarrafnâ' ifadesiyle Kur'an'da farklı üsluplarla aynı gerçeklerin tekrarlanarak pekiştirildiğini, buna karşın insanların çoğunun inkarda direttiğini belirtir.
قل لئن اجتمعت الإنس والجن على أن يأتوا بمثل هذا القرآن في البلاغة وحسن النظم وكمال المعنى. لا يأتون بمثله وفيهم العرب العرباء وأرباب البيان وأهل التحقيق
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre kâfirler Peygamber'den başka mucizeler de talep etmiş, ancak Allah bunlara gerek olmadığını bildirmiştir; zira Musa kavmine dokuz açık ayet verildiği halde onlar inkar edince helak edilmişlerdi ve eğer Muhammed'in kavmine de istedikleri mucizeler verilip yine inkar etselerdi topyekün helak gerekirdi, oysa içlerinden iman edecekler ve iman edecek nesiller çıkacaktı. Bu bağlamda Râzî, önceki peygamberlere verilen mucizelerin benzerlerinin -hatta daha üstünlerinin- Hz. Muhammed'e de verildiğini uzun bir liste halinde saymaktadır (Nuh'un gemisi, İbrahim'in ateşten kurtuluşu, Musa'nın denizi yarması, Süleyman'ın rüzgara ve hayvanlara hükmetmesi, İsa'nın ölüleri diriltmesi gibi örneklerin benzerleri Peygamber'de de görülmüştür).
وأكرم موسى باليد البيضاء ، وأكرم محمدا بإعظم من ذلك وهو القرآن العظيم
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayeti Kur'an'ın benzerinin getirilemeyeceğine dair bir meydan okuma (tehaddî) olarak okur; cin ve insanların topluca güç birleştirseler de bu benzerin ortaya konamayacağı vurgusu Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî'de nettir.
Unterschiede
Taberî meydan okumayı belirli bir tartışan Yahudi topluluğuna hasrederken, İbn Kesîr bunu tüm Araplara/insanlığa yönelik genel bir davet olarak genişletir ve dar yorumu eleştirir. Beydâvî konuyu daha çok dil/belağat ve îcâz açısından ele alıp meleklerin ayette anılmayışını yorumlar. Râzî ise farklı bir eksene kayarak mucize taleplerini merkeze alır ve önceki peygamberlere verilen mucizelerin benzerlerinin Hz. Muhammed'e de verildiğini göstermeye çalışır; bu, ekol ve yöntem farkını (rivayet ağırlıklı tarihsel okuma, dil/belağat analizi, kelâmî-mukayeseli yaklaşım) yansıtır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve tarihi bağlama daha bağlı kalırken, sonraki dönemlerde İbn Kesîr yorumu genelleştirip gerekçelendirmesini güçlendirmiş, Beydâvî dil ve belağat inceliğine yönelmiş, Râzî ise kelâmî tartışmaları ve karşılaştırmalı mucize anlatılarını devreye sokmuştur; temel mesaj (Kur'an'ın benzersizliği) sabit kalırken açıklama zemini ilim dallarının gelişimiyle çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, bir metnin veya değerin gerçek gücünün taklit edilememesinde değil, insanları yapıcı bir çabaya ve ortak akla yöneltmesinde aranabileceğini hatırlatır. Günümüzde de ilim ile iman arasında uyum arayışı, sabırla ve ihlasla bir işe emek verme tutumu, bu tür metinlerin ortak vurgusundan ilham alınabilecek bir çizgidir. Farklı yorumların bir arada değerlendirilmesi, aynı zamanda düşünce çeşitliliğine hoşgörüyle yaklaşmanın bir örneği olarak da görülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben