“(o ihr,) die Nachkommenschaft derer, die Wir mit Nuh trugen. Gewiß, er war ein dankbarer Diener."” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre Nuh'un 'çok şükreden bir kul' (abdün şekûr) olarak nitelendirilmesinin sebebi, yediği yemekte, giydiği elbisede, içtiği suda, ayakkabı giymesinde ve hatta ihtiyacını giderdiğinde Allah'a hamd etmesidir. Bu görüş, farklı rivayetlerle desteklenerek Nuh'un her davranışında Allah'a şükrü dile getiren sözleri örneklendirilmiştir. Ayrıca ayetteki 'zürriyet' ifadesinin, gemide Nuh ile kurtulanların (Sam, Ham, Yafes ve eşleri) neslinden gelen bütün insanlığı kapsadığı belirtilmiştir.
إنما سمي نوح عبدا شكورا أنه كان إذا لبس ثوبا حمد الله، وإذا أكل طعاما حمد الله
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî, 'zürriyyete' hitabının nasb ile 'ihtisas' (özel olarak vurgulama) ya da nida olarak okunabileceğini belirtir; kim 'lâ tettehızû' okumuşsa bunu nehiy olarak anlamış, yani 'benden başka vekil edinmeyin ey Nuh ile beraber taşıdıklarımızın zürriyeti' denmiştir. Ardından Nuh'un şükredici bir kul olma vasfının öncesindeki ifadeyle irtibatını açıklar: Nuh'a iman edip onunla taşınanların zürriyeti olarak, atalarının Nuh'u kendilerine örnek edindiği gibi onların da bu şükür ahlakını örnek almaları istenmiştir. Ayrıca bu ifadenin, Nuh ile birlikte taşınanların çocukları olmaları sebebiyle onlara has bir şeref ve övgü için bir gerekçelendirme, ya da sadece Nuh anılırken ara söz (istitrad) olarak da gelebileceğini belirtir.
فإن قلت : قوله إنه كان عبدا شكورا ما وجه ملاءمته لما قبله ؟ قلت : كأنه قيل : لا تتخذوا من دوني وكيلا ، ولا تشركوا بي ، لأن نوحا عليه السلام كان عبدا شكورا
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayetteki 'zürriyye' kelimesinin nasb oluşuyla ilgili iki vecih vardır; birincisi nida (seslenme) olarak 'ey Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın zürriyeti' anlamında olmasıdır. Bu görüşe göre Katade'nin belirttiği üzere bütün insanlar Nuh'un zürriyetidir, çünkü gemide onunla birlikte Sam, Ham ve Yafes adlı üç oğlu bulunuyordu ve tüm insanlar bunların neslindendir. Ayrıca metin, Nuh'un 'abden şekûrâ' vasfının, ondan önceki 'vekil edinmeyin, şirk koşmayın' ifadesiyle bağlantısını da açıklar; şükreden kul ancak tevhid ehli olan, nimetleri yalnızca Allah'ın lütfundan bilen kimsedir.
قال قتادة : الناس كلهم ذرية نوح لأنه كان معه في السفينة ثلاثة بنين : سام وحام ويافث فالناس كلهم من ذرية أولئك
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayette geçen İsrail, Hz. Yakub'dur ve bu husus İbn Abbas'tan gelen bir rivayetle desteklenir. Ayrıca 'zürriyyeten men hamelnâ' ifadesindeki takdir 'yâ zürriyyete men hamelnâ' şeklindedir ve bu, Nuh'un gemide kurtarılan atalarına verilen nimetin hatırlatılması suretiyle bir teşvik ve uyarı içerir. Nuh'un 'abden şekûrâ' diye vasıflandırılması ise, yediğinde, içtiğinde ve her halinde Allah'a hamd etmesinden kaynaklanır; bu husus birçok rivayetle desteklenir.
فإسرائيل هو يعقوب بدليل ما رواه أبو داود الطيالسي حدثنا عبد الحميد بن بهرام عن شهر بن حوشب قال حدثني عبد الله بن عباس قال حضرت عصابة من اليهود نبي الله صلى الله عليه وسلم فقال لهم هل تعلمون أن إسرائيل يعقوب قالوا اللهم نعم فقال النبي صلى الله عليه وسلم اللهم اشهد
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayette 'ذرية من حملنا مع نوح' ifadesinin, İsrail oğullarına atalarının Nuh ile gemide boğulmaktan kurtarılması nimetinin hatırlatılması olduğunu belirtir. Ayrıca 'إنه كان عبدا شكورا' ifadesindeki zamirin Nuh'a ait olduğunu, onun Allah'a her halinde şükreden bir kul olduğunu, kurtuluşun bu şükrün bereketiyle gerçekleştiğini ve zürriyetin ona uymaya çağrıldığını aktarır. Zamirin Musa'ya ait olabileceği görüşünü de nakleder.
وفيه تذكير بأنعام الله تعالى عليهم في إنجاء آبائهم من الغرق بحملهم مع نوح عليه السلام في السفينة. إنه إن نوحا عليه السلام. كان عبدا شكورا يحمد الله تعالى على مجامع حالاته، وفيه إيماء بأن إنجاءه ومن معه كان ببركة شكره، وحث للذرية على الاقتداء به.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler Nuh'un 'abden şekûrâ' vasfını yediği, içtiği ve her halinde Allah'a hamd etmesiyle açıklar ve bunu rivayetlerle destekler. Ayrıca 'zürriyet' ifadesinin, Nuh ile gemide kurtulanların nesline (dolayısıyla insanlığa) bir nimet hatırlatması ve şükür ahlakını örnek alma çağrısı olduğu ortak vurgudur.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yaklaşımla zürriyetin kapsamını ve şükür örneklerini sahâbe-tâbiîn nakilleriyle detaylandırırken, Zemahşerî ve Râzî dil/belağat eksenli olarak 'zürriyye' kelimesinin nasb vechelerini (nida, ihtisas, nehiy) tartışır. İbn Kesîr ayrıca 'İsrail' kelimesini Hz. Yakub olarak özel bir tespitle öne çıkarır; Beydâvî ise zamirin Nuh'a değil Musa'ya ait olabileceği ihtimalini de nakleder ki bu diğerlerinde yer almaz. Bu farklar, tefsir usulündeki rivayet ile dirayet/belağat ağırlıklı yöntem farkından kaynaklanır.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî'den en yenisi Beydâvî'ye kadar temel anlam (şükür ve nesle yapılan nimet hatırlatması) sabit kalmış, ancak zamanla dil tahlili ve i'rab/kıraat tartışmaları daha sistematik hale gelmiş, ayrıca zamirin kime ait olduğuna dair ihtimaller çoğalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, günlük hayatın en sıradan anlarında (yemek, içmek, giyinmek) bile şükür bilincini diri tutmanın, ilim ile iman arasında bir çatışma değil bütünlük kurmanın örneği olarak düşünülebilir. Nesillere aktarılan bu şükür ahlakı, aile içinde ve toplumda minnettarlık ve dayanışma duygusunu besleyen yapıcı bir tutum olarak yorumlanabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben