Bu müfessire göre metinde geçen ifade, Allah'ın onları yardımsız bırakması (hızlan) ile ilgilidir ve bu, Allah'ın onlar hakkındaki adaletinin bir tezahürü olarak sunulmaktadır.
بخذلانه إياهم عدلا منه فيهموَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَلَتُسْـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
“Und wenn Allah gewollt hätte, hätte Er euch wahrlich zu einer einzigen Gemeinschaft gemacht. Aber Er läßt in die Irre gehen, wen Er will, und Er leitet recht, wen Er will, und ihr werdet ganz gewiß danach befragt werden, was ihr zu tun pflegtet.” — Bubenheim & Elyas
Bu müfessire göre metinde geçen ifade, Allah'ın onları yardımsız bırakması (hızlan) ile ilgilidir ve bu, Allah'ın onlar hakkındaki adaletinin bir tezahürü olarak sunulmaktadır.
بخذلانه إياهم عدلا منه فيهمİbn Kesîr'e göre bu ayette Allah, kıyamet günü kullarını tüm amellerinden hesaba çekeceğini ve en küçük şeye kadar (fetîl, nakîr, kıtmîr) karşılık vereceğini bildirdikten sonra, yeminleri hile ve aldatma aracı edinmekten sakındırmaktadır. Bu müfessire göre yeminini bozan kimse, doğru yoldan sapmakla nitelenir; çünkü kâfir, kendisiyle antlaşma yapan müminin bu antlaşmayı bozduğunu görünce dine olan güvenini kaybeder ve bu sebeple İslam'a girmekten uzaklaşır.
لأن الكافر إذا رأى أن المؤمن قد عاهده ثم غدر به لم يبق له وثوق بالدين فانصد بسببه عن الدخول في الإسلامBeydâvî'ye göre Allah dileseydi tüm insanları tek bir ümmet olarak İslam üzerinde birleştirebilirdi; ancak dalâlet ve hidayet O'nun iradesine bağlıdır. Yeminleri aldatma aracı yapmayı yasaklayan ayette, tek bir ayağın sürçmesinin bile büyük bir felaket olduğuna işaret edilmiş, ahdi bozup dinden dönmenin başkalarına da kötü örnek olacağı belirtilmiştir.
وإنما وحد ونكر للدلالة على أن زلل قدم واحدة عظيم فكيف بأقدام كثيرةGemeinsamkeiten
Üç müfessir de ayetin yeminlerin bozulması ve bunun ciddi sonuçları temasıyla bağlantılı olduğunu kabul eder; ilahi iradenin/adaletin insan davranışlarıyla ilişkisi ortak bir arka plan oluşturur.
Unterschiede
Kurtubî meseleyi kelami/itikadi düzlemde ele alıp Allah'ın adaleti çerçevesinde 'hızlan' kavramına odaklanır. İbn Kesîr bağlamsal-ahlaki bir okuma yaparak yeminin bozulmasının kâfirlerin İslam'a bakışını olumsuz etkileyeceği toplumsal sonucuna dikkat çeker. Beydâvî ise dil/belağat tahlili yaparak ilahi iradenin hidayet-dalalet ilişkisini ve nehyin gramer yapısıyla nasıl şiddetlendirildiğini inceler; bu farklar müfessirlerin yöntemsel yönelimlerinden (kelam, tefsir-i bi'l-ma'na, belağat) kaynaklanır.
Historischer Kontext
Klasik dönem müfessirleri arasında yöntem çeşitliliği görülür; Kurtubî ve Beydâvî daha çok kelami ve dilbilimsel araçlarla derinleşirken İbn Kesîr rivayet ve siyak temelli bağlamsal yorumu önceler. Bu farklılık, aynı ayetin farklı ilim dallarının merceğinden okunabildiğini gösterir; temel mesaj olan 'ahde bağlılık' konusunda süreklilik vardır.
Bu karşılaştırmalı okuma, verilen söze ve anlaşmalara bağlılığın bireysel ahlakın yanı sıra toplumsal güveni de etkileyen bir değer olduğunu hatırlatır. Sözünde durmak, hem aile içi ilişkilerde hem toplumsal dayanışmada güvenin temelini oluşturur ve farklı düşünce biçimlerine sahip insanlarla ilişkilerde de ihlas ve tutarlılığın önemine işaret eder.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben