وَيَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَهُمْ رِزْقًا مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ شَيْـًٔا وَلَا يَسْتَطِيعُونَ

“und (wollen sie) anstatt Allahs dienen, was ihnen keine Versorgung in den Himmeln und auf der Erde (zu geben) vermag und (auch) nicht (dazu) in der Lage sein wird?” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre metinde geçen ifade 'rızık' kelimesine bağlıdır; eğer 'rızık' mastar anlamında kullanılmışsa ifade, göklerden yağmur, yerden bitki verilmediği anlamına gelir. Eğer 'rızık' verilen şeyin ismi (rızıklandırılan nesne) olarak kullanılmışsa, o zaman aynı ifade bu isme sıfat olur.

صلة للرزق إن كان مصدرا بمعنى : لا يرزق من السموات مطرا ، ولا من الأرض نباتا . أو صفة إن كان اسما لما يرزق
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayette putlar için 'mâ' (akılsız/cansız varlıklar için kullanılan) edatının seçilmiş olması, putların akıl ve şuurdan yoksun, kendiliğinden hiçbir işe yaramayan cansız nesneler olduğunu ifade etmek içindir. Bu kullanım, putlara tapanların akılsız bir şeye yöneldiklerini vurgulamaya hizmet eder.

فعبر عن الأصنام بصيغة ( ما ) وهي لغير أولي العلم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre bu ayet, Allah'tan başka taptıkları putların göklerden ve yerden hiçbir şeye (yağmur, bitki gibi rızıklara) sahip olamadığını ve bunu elde etmeye güç yetiremediklerini anlatır. Metinde 'رزقا' kelimesinin 'شيئا'dan bedel veya mensub bir masdar olarak okunabileceği belirtilir. Ayrıca 'لا يستطيعون' ifadesindeki çoğul zamirin putlara veya kâfirlere ait olabileceği, eğer kâfirlere ait ise, canlı ve tasarruf sahibi oldukları halde bile bir şeye güç yetiremedikleri, cansız putların ise haliyle hiç güç yetiremeyeceği anlamının çıkarılabileceği ifade edilir.

وجمع الضمير فيه وتوحيده في لا يملك لأن ما مفرد في معنى الألهة، ويجوز أن يعود إلى الكفار أي ولا يستطيع هؤلاء مع أنهم أحياء متصرفون شيئا من ذلك فكيف بالجماد.

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Üç müfessir de ayeti öncelikle dil ve i'rab (belağat) analizi üzerinden ele alır; putların herhangi bir rızık vermeye veya bir şeye güç yetirmeye muktedir olmadığı ortak vurgudur.

Unterschiede

Zemahşerî 'rızık' kelimesinin mastar mı yoksa isim mi olduğuna odaklanıp anlam farkını i'rab üzerinden açıklar; Râzî 'mâ' edatının seçilişinden putların akılsız-cansız oluşuna dair belağî bir mesaj çıkarır; Beydâvî ise hem 'rızkâ' kelimesinin farklı okuma ihtimallerini hem de 'lâ yestetîûne' fiilindeki zamirin putlara mı kâfirlere mi ait olduğunu tartışarak daha kapsamlı bir dilbilimsel ihtimaller listesi sunar.

Historischer Kontext

Zemahşerî'den Râzî'ye ve Beydâvî'ye geçişte temel yöntem aynı kalmış (dil/belağat/i'rab merkezli tefsir), ancak sonraki müfessirler önceki tespitleri genişleterek zamir ve okuma ihtimallerini daha detaylı sınıflandırmışlardır; bu, tefsir birikiminin katmanlı biçimde zenginleştiğini gösterir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırma, gücü ve faydayı yalnızca gerçek kaynağında aramanın, boş veya işlevsiz şeylere bel bağlamamanın önemine işaret eder. Günümüzde bu, kişinin emek, ilim ve samimi niyetle üretken olmaya yönelmesi, sahte veya köksüz beklentilerden uzak durması şeklinde yapıcı bir tutum olarak değerlendirilebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben