وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ
“Und sie geben Allah, was ihnen (selbst) zuwider ist, und ihre Zungen behaupten die Lüge, daß für sie (nur) das Beste ist. Zweifellos ist für sie das (Höllen)feuer und daß sie vernachlässigt werden.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî bu ayette geçen 'مفرطون' kelimesinin iki temel yorumunu nakleder: çoğunluğa göre bu, cehennemde terk edilmiş, unutulmuş olmak anlamına gelir; bir kısım müfessire göre ise ateşe önceden gönderilmiş, acele ile öne sürülmüş olmak anlamına gelir. Ayrıca kıraat farklılıklarını (rânın şeddeli/şeddesiz okunuşu) ve 'الحسنى' ile 'لا جرم' ifadelerinin tefsirini, müşriklerin Allah'a kız çocuklarını, kendilerine erkek çocukları nispet etmelerine dair rivayetlerle birlikte aktarır.
واختلف أهل التأويل في تأويل ذلك، فقال أكثرهم بنحو ما قلنا في ذلك ذكر من قال ذلك: حدثنا محمد بن بشار، وابن وكيع، قالا: ثنا محمد بن جعفر، قال: ثنا شعبة، عن أبي بشر، عن سعيد بن جبير، في هذه الآية: قال: «متروكون في النار، منسيون فيها»
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ayette müşrikler, kendileri için bile istemedikleri şeyleri (kız çocuklarını) Allah'a nispet ederken, kendi mallarının en değersizini Allah'a, en değerlisini ise putlarına ayırmaktadırlar. Bu tutum, Allah'a ortak koşma, peygamberlerini hafife alma ve risaletlerini önemsememe gibi tutarsız ve çelişkili bir davranış örneği olarak sunulmaktadır.
ويجعلون لله ما > لأنفسهم من البنات ومن شركاء في رياستهم ، ومن الاستخفاف برسلهم والتهاون برسالاتهم . ويجعلون له أرذل أموالهم ولأصنامهم أكرمها مع ذلك عند الله
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre âyetteki 'لا جرم' ifadesi, kâfirlerin cehennemi hak edişlerinin ve putlara ibadetin batıl oluşunun kesintisiz sürdüğünü anlatır. 'قسمة ضيزى' ile kâfirlerin kızları Allah'a, oğulları kendilerine nispet etmeleri arasındaki adaletsiz taksim eleştirilir; ayrıca kendilerine 'el-hüsnâ'yı (cennet/rıza) yakıştırmaları üç farklı yorumla açıklanır. Râzî, 'مفرطون' kelimesinin farklı kıraatlerine göre (fetha/kesre ile) anlamların 'cehenneme terk edilenler' veya 'cehenneme önceden gönderilip yer hazırlayanlar' şeklinde değiştiğini aktarır.
أي لا قطع لذلك بمعنى أنهم أبدا يستحقون النار لا انقطاع لاستحقاقهم ، ولا قطع لبطلان دعوة الأصنام ، أي لا تزال باطلة لا ينقطع ذلك فينقل حقا
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette müşriklerin dillerinin yalanı söylediğini, bunun onların kız çocuklarını Allah'a, oğulları da kendilerine ait görmelerinden ibaret olduğunu belirtir. Ardından ayetteki 'الكذب' ve 'الحسنى' kelimelerinin farklı okunuş (kıraat) biçimlerini ve bunların gramer konumlarını (mef'ûl, bedel, sıfat) açıklar. Son olarak 'متروكون' ve 'مفرطون' kelimelerinin anlamları üzerinde durarak bunların 'ateşte unutulmuş/bırakılmış olanlar', 'öne sürülüp götürülenler' ya da 'günahta aşırıya gitmiş/ilahi emri savsaklamış olanlar' şeklinde farklı yorumlandığını nakleder.
قال مجاهد : هو قولهم أن لهم البنين ولله البنات الكذب مفعول تصف وأن في محل نصب بدل من الكذب لأنه بيان له
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, müşriklerin Allah'a kızlar ve kendi köleleri olan ortaklar isnat ederken, kendileri için mallarında ortak bulunmasından çekindiklerini vurgular. Ayrıca müşriklerin dünyada güzel şeylere sahip olduklarını, ahiret varsa orada da kendilerine güzellik olacağını iddia etmelerinin reddedildiğini belirtir; Allah bu iddialarına karşılık ahirette onların unutulmuş ve zayi edilmiş olacaklarını bildirmiştir.
وقوله إنكار عليهم في دعواهم مع ذلك أن لهم الحسنى في الدنيا وإن كان ثم معاد ففيه أيضا لهم الحسنى
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayette Allah'a kızlar ve riyasette ortaklar isnat edenler kastedilmektedir; onlar kendileri için hoşlanmadıkları şeyleri (kızlar, ortaklar, elçilerle alay etme, değersiz mallar) Allah'a yakıştırırlar. Dilleri, kendileri için Allah katında en güzel şeyin (el-husnâ) olacağı yalanını söyler; bu iddia reddedilerek onlar için ateş olduğu ve ateşe öncelikle sevk edilecekleri (mufretûn) bildirilir.
لا جرم أن لهم النار رد لكلامهم وإثبات لضده. وأنهم مفرطون مقدمون إلى النار من أفرطته في طلب الماء إذا قدمته.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin, müşriklerin Allah'a kız çocukları ve ortaklar nispet ederken kendileri için erkek çocukları ve mal-mülkün en iyisini ayırmalarındaki çelişkiyi vurguladığını kabul eder. Ayrıca 'مفرطون' kelimesinin kıraat farklılıklarına bağlı olarak iki temel anlamı (cehennemde terk edilmiş/unutulmuş olmak veya ateşe önceden gönderilmiş olmak) neredeyse tüm müfessirlerde ortak şekilde nakledilir; selef alimlerinden (Mücahid, Said b. Cübeyr, Katade, İbn Abbas) gelen rivayetler ortak referans kaynağıdır.
Unterschiede
Taberî ve Kurtubî ağırlıklı olarak rivayet ve kıraat farklılıklarını nakletmeye odaklanırken, Zemahşerî ve Beydâvî belağat/dil tahliliyle müşriklerin tutumundaki mantıksal çelişkiyi ön plana çıkarır. Râzî, 'لا جرم' ve 'قسمة ضيزى' ifadelerini daha sistematik/kelamî bir çerçevede üç farklı yoruma ayırarak inceler; İbn Kesîr ise rivayetleri tercih ederek İbn Cerir'in görüşüne atıfla belirli bir okumayı öne çıkarır. Bu farklar, tefsir yöntemindeki (rivayet tefsiri vs. dirayet/belağat tefsiri) ekol ve dönemsel eğilimlerden kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî gibi erken dönem müfessir rivayet nakline ağırlık verirken, Zemahşerî ve Beydâvî gibi sonraki dönem müfessirler dil ve belağat analizini merkeze alır; Râzî ise kelamî tartışmaları da işin içine katarak daha analitik bir yaklaşım sunar. Kurtubî ve İbn Kesîr, rivayet birikimini sentezleyerek hem dil hem de nakil dengesini korumaya çalışır. Temel anlam çerçevesi (müşriklerin çelişkili tutumu ve mufretûn'un anlamı) dönemler boyunca sabit kalmış, sadece izah yöntemi ve vurgular değişmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, sözünü söylediği değerleri kendi hayatında uygulamayan, başkalarına yakıştırdığı standarttan kendini muaf tutan bir tutumun ne denli tutarsız olduğuna dair genel bir ahlaki ders çıkarmaya imkan verir. Aile ve toplum ilişkilerinde adalet, samimiyet (ihlas) ve söz-eylem bütünlüğü gibi evrensel değerlere dikkat çekmesi bakımından günümüz insanı için de düşündürücü bir çağrışım taşıyabilir. Bu okuma, kesin bir hüküm iddiası taşımaksızın sadece bir hatırlatma niteliğindedir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben