“Tot (sind sie), nicht lebendig; und sie merken nicht, wann sie auferweckt werden.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre âyetteki ifade, müşriklerin kıyametin ne zaman kopacağına dair bilgilerinin dünyada değil, ancak öldükten sonra diriltildikleri âhiret vaktinde kendilerine ulaşacağını anlatır; o bilgi kendilerine fayda vermeyecektir. Dünyada iseler bu konuda şüphe içindedirler, hatta bu hususta kördürler (câhildirler).
بل أدرك علمهم نفس وقت ذلك في الآخرة حين يبعثون، فلا ينفعهم علمهم به حينئذ، فأما في الدنيا فإنهم منها في شك، بل هم منها عمون.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre müşriklerin taptığı sahte tanrılar gerçek ilahlar olsaydı ölümden münezzeh diri varlıklar olmaları gerekirdi, halbuki onlar ölüdür ve dirilme vaktini de bilmezler. Bu durum, hem putlara tapanların acizliğini hem de putların kendilerine tapanların ne zaman diriltileceğinden habersiz olduğunu gösterir ki bu müşriklerle alay anlamı taşır. Ayrıca metinde bu ifadenin melekleri kastetme ihtimali de zikredilir; onlara tapanlar da meleklerin ölümlü olduğunu ve diriliş vaktini bilmediklerini düşünmelidir.
أنهم لو كانوا آلهة على الحقيقة لكانوا أحياء غير أموات ، أي غير جائز عليها الموت كالحي الذي لا يموت وأمرهم على العكس من ذلك . والضمير في { يبعثون } للداعين ، أي لا يشعرون متى تبعث عبدتهم . وفيه تهكم بالمشركين
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre ayetteki 'ölüler' ifadesi putları kastetmektedir; putların ruhu yoktur, işitmez ve görmezler, yani sadece cansız nesnelerdir. Putların insan gibi tasvir edilmesi, müşriklerin onların akıl sahibi olduğunu, bilgi sahibi olduğunu ve kendilerine şefaat edeceğini zannetmelerinden dolayıdır, bu yüzden hitap onlara göre yapılmıştır. Ayrıca kıyamet günü putlara ruh verilip diriltileceği, tapanlardan uzaklaşacakları ve şeytanlarıyla birlikte cehenneme atılacakları yönünde rivayetler de nakledilmektedir.
لا يدرون متى يبعثون وعبر عنها كما عبر عن الآدميين لأنهم زعموا أنها تعقل عنهم وتعلم وتشفع لهم عند الله تعالى فجرى خطابهم على ذلك
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayette putların cansız cisimler olduğu, ruhtan yoksun bulundukları için işitme, görme ve akletme kabiliyetlerinin bulunmadığı belirtiliyor. Bu putlar kıyametin ne zaman kopacağını bile bilemezken, kendilerinden fayda, sevap veya karşılık ummanın anlamsızlığı vurgulanıyor. Gerçek yardım ve karşılık ancak her şeyi bilen ve her şeyin yaratıcısı olan Allah'tan beklenmelidir.
أي هي جمادات لا أرواح فيها فلا تسمع ولا تبصر ولا تعقل أي لا يدرون متى تكون الساعة فكيف يرتجى عند هذه نفع أو ثواب أو جزاء إنما يرجى ذلك من الذي يعلم كل شيء وهو خالق كل شيء
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayette Allah'tan başka tapılan varlıkların ilahlık vasfına sahip olamayacağını gösteren üç delili sıralar: onlar hiçbir şey yaratamazlar, bilakis kendileri yaratılmışlardır; hakiki hayat sahibi değil ölüdürler; ve kendilerinin ya da kendilerine tapanların ne zaman diriltileceğini bilemezler. Bu üç özellik ilahlık kavramıyla çelişmekte, çünkü ilahın vacibü'l-vücud, zâtıyla diri ve gaybları bilen olması gerekir.
لأنهم ذوات ممكنة مفتقرة الوجود إلى التخليق، والإله ينبغي أن يكون واجب الوجود
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, putların gerçek anlamda ilah olmadıklarını, çünkü onların ölü olduklarını ve hayat sahibi olmadıklarını belirtmektedir; eğer hakiki ilah olsalardı Allah gibi ölümsüz ve diri olmaları gerekirdi. 'Ölüler' ifadesinden zaten diri olmadıkları anlaşılmasına rağmen bu tekrarın, cahil ve sapkın müşriklerle konuşurken anlamı farklı ifadelerle vurgulamak amacına yönelik olduğu açıklanmaktadır.
ومن تكلم مع الجاهل الغر الغبي فقد يحسن أن يعبر عن المعنى الواحد بالعبارات الكثيرة
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî hariç tüm müfessirler ayetin, Allah'tan başka tapılan varlıkların (put veya melek) diri olmadığını, kıyametin ne zaman kopacağını bilemeyeceklerini ve bu yüzden ilahlık vasfına sahip olamayacaklarını vurguladığı konusunda birleşir. Zemahşerî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Râzî, tapılan nesnelerin akıl, bilgi ve hayattan yoksun cansız/ölü varlıklar olduğu noktasında ortaklaşır.
Unterschiede
Taberî ayeti daha çok müşriklerin kıyamet bilgisinden mahrumiyeti ve dünyevi şüphe/cehaletleri üzerinden okurken, Zemahşerî ve Kurtubî putlara tapılmasının akılsızlığını rivayet ve te'vil ihtimalleriyle (melekler dahil) genişletir. Beydâvî meseleyi kelâmi/mantıki bir çerçevede üç delilli bir ilahlık ispatı tartışmasına dönüştürür; Râzî ise dil-belağat açısından tekrarın işlevini (cahil muhataba vurgulu hitap) inceler. İbn Kesîr ise daha sade biçimde bağlamsal bir özet sunar.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî ayeti daha dil/rivayet temelli ve genel bir mesaj olarak ele alırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) kelâmi ve mantıki argümantasyonu derinleştirerek ilahlık kavramının felsefi temellerine inmiştir; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet ağırlıklı klasik tefsir çizgisini sürdürerek bu iki yaklaşımı dengelemiştir. Temel mesaj (tapılan varlıkların aczi ve gaybı bilmemesi) dönemler boyunca sabit kalmış, sadece işleniş yöntemi ve vurgu noktaları zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, gerçek güç ve bilginin ancak her şeyi kuşatan bir kaynağa ait olduğunu hatırlatarak, insanın kendi aczini ve sınırlılığını fark etmesine, bu sayede tevazu ve ihlasla hareket etmesine bir davet olarak okunabilir. Aynı zamanda ilim ile iman arasındaki uyumu, bilinmeyene karşı acele hüküm vermemeyi ve sabırla araştırmayı teşvik eden bir tutum için ilham verebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben