فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

“Ja, bei deinem Herrn! Wir werden sie allesamt ganz gewiß befragen” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayette geçen sorgulamanın konusu, kulların kıyamet günü 'lâ ilâhe illallah' şehadetinden sorulmaları ile ilişkilendirilmiştir. Bazı rivayetlerde bu sorgu, kulların nelere ibadet ettikleri ve peygamberlere ne cevap verdikleri şeklinde iki hususa dair olduğu belirtilmiştir. Mücahid, İbn Ömer ve Hz. Peygamber'den nakledilen görüşler bu yönde toplanmıştır.

يسأل العباد كلهم عن خلتين يوم القيامة: عما كانوا يعبدون، وعما أجابوا المرسلين
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, ayette geçen 'ne cevap verildiği' sorusunun 'lâ ilâhe illallah' sözüne verilen cevabı kastettiğini nakleder; kıyamet günü kulun peygamberlere ne cevap verdiği ve amelleriyle sorumlu tutulacağı belirtilir. Ayrıca kişinin kıyamette bütün amellerinden, hatta göz sürmesi ve elindeki toprak parçasından bile sorulacağına dair rivayetler zikredilir.

ما منكم من أحد إلا سيخلوا الله به يوم القيامة كما يخلو أحدكم بالقمر ليلة البدر فيقول ابن آدم ماذا غرك مني بي ابن آدم ماذا عملت فيما علمت ابن آدم ماذا أجبت المرسلين
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'عضين' kelimesi 'عضة' kelimesinin çoğuludur ve Kur'an'ı parça parça edip bazısına inanıp bazısını reddetmeyi ifade eder; kelimenin aslı koyunu parçalara ayırmaktan gelir. Ayrıca bu kelimenin 'büyü/sihir' anlamında olduğuna dair başka bir görüş de nakledilir, İkrime'den bu şekilde rivayet edilmiştir. Mevsûl olan 'الذين' ifadesi ya taksim edenlerin (Kur'an'ı bölenlerin) sıfatı ya da kendi başına bir mübtedadır ve devamındaki ayet onun haberidir.

أجزاء جمع عضة، وأصلها عضوة من عضى الشاة إذا جعلها أعضاء. وقيل فعلة من عضهته إذا بهته، وفي الحديث «لعن رسول الله صلى الله عليه وسلم العاضهة والمستعضهة» وقيل أسحارا وعن عكرمة المعضة السحر
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre ayet, önceden zikredilen kimselerin dünyada yaptıkları amellerden sorguya çekileceğini bildirmektedir; bazı ilim ehli bunu 'lâ ilâhe illallah' sözünün hakkıyla yerine getirilip getirilmediği hususunda sorgulanma olarak açıklamıştır. Ayet 'ne yapıyorlardı' dediği için burada kastedilenin sözden ziyade amel olduğu, yani kelime-i tevhidin sadakat ve vefa ile yaşanıp yaşanmadığının sorulacağı belirtilmiştir. Kurtubî ayrıca ayetin genel ifadesiyle hem kâfirlerin hem müminlerin hesaba çekileceğine delalet ettiğini, ancak kıyametin farklı makamları bulunduğu için bazı yerlerde soru-cevabın, bazı yerlerde ise sorgulamanın olmayacağını nakletmektedir.

وذلك أن الله تعالى ذكر في تنزيله العمل فقال : عما كانوا يعملون ولم يقل عما كانوا يقولون

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, İbn Kesîr ve Kurtubî, ayetteki sorgulamanın merkezine 'lâ ilâhe illallah' şehadetini koyar; bu sözün söylenmesinin yanı sıra hakkının verilip verilmediği, amellerle uyumlu yaşanıp yaşanmadığı hususunun kıyamette sorulacağı ortak vurgudur. Rivayet malzemesi (Mücahid, İbn Ömer, İbn Abbas, Hasan el-Basrî gibi isimlerden nakiller) her üç müfessirde de temel dayanak olarak kullanılır.

Unterschiede

Taberî rivayetleri sıralamakla yetinip sorgunun 'neye ibadet edildiği' ve 'peygamberlere ne cevap verildiği' şeklinde iki yönüne işaret eder; İbn Kesîr bunu amellerin bütününe, hatta en küçük ayrıntılara kadar genişleterek daha tafsilatlı bir hesap tablosu çizer. Kurtubî ise dil tahliline yönelerek ayetteki 'yapıyorlardı' ifadesinin 'söylüyorlardı' değil fiil/amel bildirdiğini vurgular ve bunu hem mümin hem kâfirleri kapsayan genel bir hesap ilkesine bağlar. Beydâvî ise konuyu tamamen farklı bir noktaya, 'عضين' kelimesinin sözlük kökenine ve Kur'an'ı parçalara ayırma temasına taşıyarak dilbilimsel/belâgat eksenli bir okuma sunar; bu farklılık müfessirlerin yöntem tercihinden (rivayet ağırlıklı tefsir ile dil ve belâgat ağırlıklı tefsir) kaynaklanır.

Historischer Kontext

En erken dönem temsilcisi Taberî rivayetleri toplayıp aktarmakla sınırlı kalırken, sonraki dönemlerde İbn Kesîr bu rivayetleri genişletip ayrıntılandırmış, Kurtubî ise dilbilimsel karşılaştırmalı okumayı rivayetle harmanlayarak yorumu derinleştirmiştir. Beydâvî ile birlikte belâgat ve sarf tahlili daha belirgin bir yöntem olarak öne çıkar; bu, tefsir geleneğinin zamanla rivayetten dil ve sistematik analize doğru genişlediğini gösterir, temel tevhid vurgusu ise sabit kalmıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırma, imanın sözle ifade edilmesinin yanı sıra günlük tutum ve davranışlarla desteklenmesinin önemine dikkat çeker; bu da ihlas ve sözle özün uyumu temasıyla ilişkilendirilebilir. Ayrıca sorgulamanın kapsayıcılığı, kişinin kendi davranışları üzerinde sürekli bir öz-değerlendirme alışkanlığı geliştirmesini teşvik eden bir hatırlatma olarak okunabilir. Farklı müfessirlerin dil ve rivayet yöntemlerini bir arada kullanması, ilim ile derin metin okumasının birbirini tamamlayabileceğine dair ihtiyatlı bir örnek sunar.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben