وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ
“Wir haben die Himmel und die Erde und was dazwischen ist nur in Wahrheit erschaffen. Gewiß, die Stunde wird sicher eintreffen. So übe schöne Nachsicht.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayette Allah, Peygamber'e kıyametin kesin olarak geleceğini bildirmekte ve bu gerçek karşısında kendisini yalanlayan ve getirdiği hakkı reddeden müşrik kavmine güzel bir şekilde yüz çevirmesini ve onları bağışlamasını emretmektedir. Ancak bu emrin, daha sonra müşriklerle savaşılmasını ve onların kelime-i şehadeti kabul etmeleri gerektiğini bildiren ayetle nesh edildiği belirtilmektedir.
فأعرض عنهم إعراضا جميلا، واعف عنهم عفوا حسنا. وقوله: ثم نسخ ذلك بعد، فأمره الله تعالى ذكره بقتالهم حتى يشهدوا أن لا إله إلا الله، وأن محمدا عبده ورسوله، لا يقبل منهم غيره
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Allah'ın gökleri ve yeri hak, adalet ve insafla yaratmış olması, Peygamber'in düşmanlarından intikamını alacağının ve onu mükafatlandıracağının delilidir; bu durum O'nun hikmetinin Peygamber'in işini ihmal etmeyeceğini gösterir. Ardından Allah, Peygamber'i kavminin eziyetine karşı sabra teşvik ettikten sonra onları güzel bir şekilde bağışlamaya, hilim ve göz yummayla katlanmaya yönlendirmiştir. Bu ayetin kılıç ayetiyle nesholunduğu görüşü ise, ayetin maksadının güzel ahlakı, af ve bağışlamayı ortaya çıkarmak olması nedeniyle uzak (zayıf) bulunmuştur.
وقيل : هو منسوخ بآية السيف وهو بعيد ، لأن المقصود من ذلك أن يظهر الخلق الحسن والعفو والصفح ، فكيف يصير منسوخا
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre buradaki lâm harfi, ya varlığın zeval ve fena bulacağına ya da Allah'ın iyilik yapanla kötülük yapanı karşılığında cezalandıracağına delalet eder; bu ikinci görüş, 'göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır, kötülük yapanları yaptıklarıyla cezalandırsın, iyilik yapanları da en güzeliyle mükafatlandırsın' ayetine dayandırılır. Ayrıca bu lâm harfinin dilbilimsel konumu ele alınır; bu harf 'inne'nin haberine giren bir tekid lâmı olup, aslında cümlenin başında bulunması gerekirken yerinden kaydırılmıştır.
هذه لام التأكيد دخلت في خبر إن وسبيلها أن تكون في أول الكلام لأنها توكيد الجملة إلا أنها تزحلق عن موضعها كذا قال سيبويه تقول : إن عمرا لخارج
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, işaret edilen şeyin gerçekten var olacağını ve mutlaka meydana geleceğini belirtmektedir. Bu müfessire göre yaratılış veya olay boş yere, anlamsız ve amaçsız bir şekilde değil, gerçekleşecek bir hakikat olarak var edilmiştir.
أي لكائنة وواقعة أي لا على وجه العبث والباطل
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre göklerin ve yerin hakla yaratılması, süregelen fesat ve şerlerle bağdaşmayan, hikmetin gereği olarak böylelerinin helakini ve fesatlarının yeryüzünden giderilmesini gerektiren bir yaratılıştır. Kıyametin gelişi Allah'ın Peygamber adına yalanlayıcılardan intikam alacağı an olduğundan, Peygamber'e şimdilik acele etmeyip güzel bir şekilde bağışlama/hoşgörü (safh-ı cemîl) ile muamele etmesi emredilmiştir. Bazı âlimler bu ayetin Seyf ayetiyle nesholunduğunu söylemiştir.
إلا خلقا ملتبسا بالحق لا يلائم استمرار الفساد ودوام الشرور، فلذلك اقتضت الحكمة إهلاك أمثال هؤلاء وإزاحة فسادهم من الأرض. وإن الساعة لآتية فينتقم الله لك فيها ممن كذبك. فاصفح الصفح الجميل ولا تعجل بانتقام منهم وعاملهم معاملة الصفوح الحليم. وقيل هو منسوخ بآية السيف.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre Allah, düşmanlarından intikamını alacak ve herkesi iyilik ve kötülüklerine göre cezalandıracaktır; çünkü göklerin ve yerin yaratılışı bu amaca dayanır. Bu nedenle 'sabret/vazgeç' emri, düşmanlardan yüz çevirip onlardan gelen sıkıntıya hilim ve göz yumma ile güzel bir şekilde tahammül etmeyi ifade eder. Bazılarına göre bu ayet kılıç ayetiyle nesholunmuştur, ancak 'safh' kelimesinin güzel muamele anlamında olması da mümkündür ki bu durumda nesih söz konusu olmaz.
وقيل : هو منسوخ بآية السيف
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu, göklerin ve yerin hak ile yaratılmasının Allah'ın adaletini ve düşmanlardan intikam alacağını gösterdiği; Peygamber'e kavminin eziyetine karşı sabır ve güzel bağışlama (safh-ı cemîl) ile davranmasının emredildiği noktasında birleşir. Ayrıca ayetin kılıç/seyf ayetiyle nesholunduğu görüşü birçok müfessirde (Taberî, Beydâvî, Zemahşerî) aktarılır.
Unterschiede
Taberî nesih görüşünü rivayet temelli kesin bir okuma olarak sunarken, Râzî bu görüşü ayetin maksadına (güzel ahlak, af) aykırı bularak zayıf bulur. Zemahşerî ise nesih ihtimalini kabul etmekle birlikte 'safh' kelimesinin güzel muamele anlamında olabileceğini, bu durumda neshin gerekmediğini belirtir. Kurtubî ve Beydâvî konuyu daha çok dilbilimsel açıdan (lâm harfinin işlevi, kıraat farkları) ele alırken İbn Kesîr meseleyi nesih tartışmasına girmeden sadece varlığın hak ve amaçlı yaratıldığı vurgusuyla sınırlı tutar.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve nesih doktrinine dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî, İbn Kesîr) dil/belağat analizini ön plana çıkarıp nesih iddiasını daha eleştirel veya temkinli değerlendirmiştir. Bu, tefsir yönteminin zamanla rivayet ağırlıklı yaklaşımdan dilbilimsel ve akli/bağlamsal çıkarıma doğru evrildiğini gösterir; temel mesaj (adalet, sabır, bağışlama) sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, haksızlık ve zorluklar karşısında sabırlı, hoşgörülü ve yapıcı bir tutum takınmanın; kızgınlık yerine güzel bir bağışlama ile insanlarla ilişki kurmanın kıymetine işaret edebilir. Göklerin ve yerin bir amaç ve hikmetle yaratılmış olması, ilim ile iman arasındaki uyumu düşünmeye davet eden bir çağrışım olarak da okunabilir. Toplumsal ilişkilerde sabır ve hoşgörünün, adaletin er ya da geç tecelli edeceği inancıyla birleştiğinde huzuru koruyucu bir tutum olabileceği hatırlatılabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben