يَوْمَ تُبَدَّلُ ٱلْأَرْضُ غَيْرَ ٱلْأَرْضِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ
“An dem Tag, da die Erde zu einer anderen Erde verändert werden wird, und (ebenso) die Himmel, und da sie vor Allah erscheinen werden, dem Einen, dem Allbezwinger.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, İbrahim 48. ayette geçen 'yerin başka bir yerle değiştirileceği' ifadesi hakkında müfessirlerin farklı görüşlerini nakletmektedir: bir grup bunun beyaz, gümüş gibi tertemiz bir arza dönüşeceğini, bir grup ateşe dönüşeceğini, bir grup gümüşten olacağını, bir başka grup beyaz bir ekmek/somuna dönüşüp müminlerin ondan yiyeceğini, diğerleri ise yerin bambaşka bir yer olacağını söylemiştir. Bu görüşler arasında tercih belirtmeden çeşitli rivayetleri sıralamıştır.
فقال بعضهم: معنى ذلك: يوم تبدل الأرض التي عليها الناس اليوم في دار الدنيا غير هذه الأرض، فتصير أرضا بيضاء كالفضة
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ifade, tanıdığımız yerin başka bir yere, göklerin de başka göklere dönüştürüleceği kıyamet gününe işaret eder. Tebdîl kelimesi hem sıfatların hem de zâtların (asılların) değişimini ifade edebilir; burada ise zâtların değişimi kastedilmiştir. Ayrıca konunun önemi ve büyüklüğü sebebiyle ifadede mübalağa ve tekid unsurları bulunmaktadır.
والمعنى : يوم تبدل هذه الأرض التي تعرفونها أرضا أخرى غير هذه المعروفة ، وكذلك السموات . والتبديل : التغيير ، وقد يكون في الذوات كقولك : بدلت الدراهم دنانير
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre âyetteki yerin ve göklerin başkalaşması, zâtların (cisim ve varlıkların) yok edilmesi değil, sadece onların sıfat ve hâllerinin değiştirilmesi anlamına gelir; zira 'tebeddül' sıfatı kendisine nispet edilen mevsûfun (yerin) varlığını gerektirir. Ayrıca bu değişimin, yerin cehenneme, göklerin de cennete dönüştürülmesi şeklinde anlaşılması da mümkün görülmüştür.
وعند حصول الصفة لا بد وأن يكون الموصوف موجودا ، فلما كان الموصوف بالتبدل هو هذه الأرض وجب كون هذه الأرض باقية عند حصول ذلك التبدل
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî, arzın ve göklerin değiştirilmesi konusunda iki görüşü nakleder: bir kısmına göre bu, mevcut arzın sıfatlarının değişmesi (dağların yok edilmesi, düzleştirilmesi, genişletilmesi) anlamındadır; ancak Kurtubî'nin sahih bulduğu görüşe göre bu, arzın bizzat kendisinin (ayn olarak) tamamen değiştirilip Allah'ın başka bir arz yaratmasıdır. Bu yeni arzın beyaz, gümüş gibi, üzerinde hiç günah işlenmemiş bir yer olduğuna dair rivayetler nakledilir.
وقد ذكرنا هذا الباب مبينا في كتاب التذكرة وذكرنا ما للعلماء في ذلك وأن الصحيح إزالة هذه الأرض حسب ما ثبت عن النبي صلى الله عليه وسلم
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr bu ayeti, kıyamet gününde yerin başka bir yere dönüştürüleceği ve mahşer gününün özelliklerini açıklayan hadis ve rivayetlerle yorumlar. Hz. Aişe'nin Peygamber'e insanların o gün nerede olacağını sorması ve cevabın 'Sırat üzerinde' olması nakledilir. Ardından yerin beyaz, gümüş gibi, üzerinde kan dökülmemiş ve hiçbir hata işlenmemiş bir yer olacağına dair çeşitli sahabe ve tabiin rivayetleri (İbn Mesud, Ali, İbn Abbas, Enes b. Malik, Mücahid vb.) sıralanır.
يحشر الناس يوم القيامة على أرض بيضاء عفراء كقرصة النقي ليس فيها معلم لأحد
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî, 'yerin başka bir yere, göklerin başka göklere dönüştürüleceği' ifadesinin iki farklı anlama gelebileceğini belirtir: ya zâtın tamamen değişmesi (dirhemlerin dinara dönüşmesi gibi) ya da sadece sıfat/şeklin değişmesi (halkanın eritilip yüzük yapılması gibi). Bu konuda sahâbeden nakledilen farklı rivayetleri sıralar: Hz. Ali'ye göre yer gümüşe, gökler altına dönüşecek; İbn Mesud ve Enes'e göre insanlar üzerinde hiç günah işlenmemiş beyaz bir yer üzerinde haşredilecek; İbn Abbas'a göre ise bu aynı yerdir, sadece sıfatları değişmektedir. Ayrıca Ebu Hureyre'den nakledilen bir hadisle yerin düzleştirilip yayılacağı, üzerinde eğrilik ve tümsek görülmeyeceği belirtilir.
والتبديل يكون في الذات كقولك: بدلت الدراهم دنانير وعليه قوله: بدلناهم جلودا غيرها وفي الصفة كقولك بدلت الحلقة خاتما إذا أذبتها وغيرت شكلها، وعليه قوله: يبدل الله سيئاتهم حسنات والآية تحتملهما
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin kıyamet günüyle ilgili olduğunda ve 'tebdîl' kelimesinin ya zâtın (aslın) tamamen değişmesi ya da sadece sıfat/şeklin değişmesi şeklinde iki temel yoruma açık olduğunda birleşir. Ayrıca Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ortak biçimde yerin beyaz, gümüş gibi, üzerinde günah işlenmemiş bir yere dönüşeceğine dair sahabe rivayetlerini nakleder.
Unterschiede
Zemahşerî ve Râzî meseleyi ağırlıklı olarak dil/belağat ve nahiv tahlili üzerinden ele alıp zâtın mı sıfatın mı değiştiğini tartışırken, Râzî ayrıca yerin cehenneme göklerin cennete dönüşmesi ihtimalini de gündeme getirir. Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ise daha çok rivayet malzemesine dayanır; Kurtubî bu rivayetler arasında zâtın değişmesi görüşünü sahih bularak tercih belirtirken, Taberî ve İbn Kesîr çeşitli rivayetleri tercihsiz sıralamakla yetinir. Beydâvî hem dil tahlilini hem rivayetleri birlikte sunarak bir ara konum oluşturur.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî rivayetleri tercihsiz derlerken, sonraki dönemde Zemahşerî ve Râzî'nin temsil ettiği dil/belağat ve akli analiz ağırlıklı yöntem devreye girmiş, daha sonra Kurtubî ve İbn Kesîr yeniden rivayet ağırlıklı bir okumaya dönmüş, Beydâvî ise her iki yöntemi birleştiren bir sentez sunmuştur. Bu, tefsir tarihinde rivayet ve dirayet yöntemlerinin zaman içinde birbirini beslediğini, sabit bir tek görüşe varılmadığını gösterir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, dünya hayatının ve içindeki nizamın geçici olduğunu, asıl hesabın ve adaletin daha büyük bir düzende gerçekleşeceğini hatırlatarak kişiyi sabır ve ihlasla yaşamaya çağırabilir. Farklı müfessirlerin aynı ifadeyi hem dil hem rivayet yoluyla anlamaya çalışması, ilim ile iman arasındaki uyumlu arayışın güzel bir örneği olarak düşünülebilir. Böyle bir okuma, günlük hayatta hırs ve geçici kazançlar yerine kalıcı değerlere yönelmeyi teşvik eden yapıcı bir tutum için ilham verebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben