ٱللَّهُ ٱلَّذِى رَفَعَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى لِأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّكُم بِلِقَآءِ رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ
“Allah ist es, Der die Himmel ohne Stützen, die ihr sehen könnt, emporgehoben und Sich hierauf über den Thron erhoben hat. Er hat die Sonne und den Mond dienstbar gemacht - jedes läuft auf eine festgesetzte Frist zu. Er regelt die Angelegenheit, er legt die Zeichen ausführlich dar, auf daß ihr von der Begegnung mit eurem Herrn überzeugt seiet.” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî, 'görmediğiniz direkler olmaksızın' ifadesini göklerin gerçekte görünmeyen direklerle, yani Allah'ın kudretiyle tutulduğu şeklinde açıklar; buna göre 'bila amedin' ifadesi görülür direkler olmaksızın demek değil, görülmeyen (gayrı meraiyye) direklerle tutulduğu anlamındadır. Ayrıca 'mai' kelimesinin farklı okunuşlarına (melh, mâlih'ten hafifletme) dair kıraat farklılıklarını da zikreder.
يريد بغير عمد مرئية ، وهو قدرته
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre gece ile gündüzün iç içe geçmesi (îlâc), yıldızların, güneşin ve ayın belirli hız, yön ve tarzda hareket etmesi tesadüfen değil Allah'ın kudret ve iradesiyle gerçekleşir; bu düzenli hareketlerin varlığı hem bir yaratıcının varlığına hem de haşr ve neşrin mümkün olduğuna delildir. Ayrıca göklerin görünürde direksiz durması, bunların bir mekâna dayanmadan Allah'ın kudretiyle yerlerinde tutulduğunu gösterir. Müşriklerin gece-gündüz farkını feleğin hareketine bağlayan açıklamalarına karşılık, bu ayetin asıl amacının bu farklılıkların da nihayetinde Allah'a raci olduğunu vurgulamak olduğu belirtilir.
واعلم أن الدلائل المذكورة كما تدل على وجود الصانع الحكيم فهي أيضا تدل على صحة القول بالحشر والنشر لأن من قدر على خلق هذه الاشياء وتدبيرها على عظمتها وكثرتها فلأن يقدر على الحشر والنشر كان أولى
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, Allah'ın gökleri görünen veya görünmeyen bir dayanak olmaksızın/olmaksızın yükseltmesinin O'nun kudretinin kemaline delil olduğunu göstermektedir. 'Bila amedin terevneha' ifadesinde iki görüş nakledilir: göklerin hiçbir direk olmadan yükseltildiği ya da bir direği olduğu ama insanların bunu göremediği. Ayrıca Güneş ve Ay'ın belirli bir süreye (ecelin müsemma) kadar hareket ettirilmesi, onların insanların yararına ve belirli sürelere göre tayin edilmiş olmasıyla açıklanır.
وفي قوله : بغير عمد ترونها قولان : أحدهما أنها مرفوعة بغير عمد ترونها قاله قتادة وإياس بن معاوية وغيرهما الثاني لها عمد ولكنا لا نراه قال بن عباس : لها عمد على جبل قاف
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, göklerin görülmeyen direklerle mi yoksa direksiz mi durduğu tartışmasını nakleder; İbn Abbas, Mücahid, Hasan ve Katade'den göklerin direkleri olduğu ama görülmediği rivayet edilirken, İyas b. Muaviye ve Katade'den göklerin kubbe gibi direksiz durduğu görüşü de nakledilir. İbn Kesîr, direksiz olma görüşünü siyaka ve ayetin zahirine daha uygun bulur. Ayrıca güneş ve ayın belirli bir süreye kadar (kıyamete kadar) akıp gittiğini, yıldızların da takdir edilmiş bir düzen içinde seyrettiğini belirtir.
وهذا هو اللائق بالسياق والظاهر من قوله تعالى
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre göklerin görülen direksiz yükselişi, cisimlerin doğasında bulunmayan bir özellikle donatılmış olmaları, bunun mutlaka cisim ve cismanî olmayan bir tahsis edici (Allah) tarafından belirlenmesini gerektirdiğini gösterir; bu da hakîm bir yaratıcının varlığına delildir. Güneş ve ayın belirli bir süre için emre boyun eğdirilmiş olarak akması, varlıkların oluşumu ve devamına yarayan sabit bir hız üzere sürdürülmesi anlamına gelir; bu süre ya kendi devirlerini tamamladıkları belirli bir vakit ya da hareketlerinin kesileceği belirli bir sondur. Emrin tedbiri ise Allah'ın mülkünde yaratma, yok etme, diriltme ve öldürme gibi işlerin idaresidir; ayetlerin ardı ardına açıklanması ise insanların düşünüp Allah'ın kudretinin kemalini tahakkuk ettirerek yeniden dirilişe ve karşılığa da kâdir olduğunu bilmeleri içindir.
وهو دليل على وجود الصانع الحكيم فإن ارتفاعها على سائر الأجسام السماوية لها في حقيقة الجرمية، واختصاصها بما يقتضي ذلك لا بد وأن يكون بمخصص ليس بجسم ولا جسماني يرجح بعض الممكنات على بعض بإرادته
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler 'görmediğiniz direkler olmaksızın' ifadesini göklerin Allah'ın kudretiyle tutulduğuna, güneş-ay-yıldızların düzenli hareketinin tesadüf olmayıp ilahi takdirle işlediğine ve bunun yaratıcının varlığına delil olduğuna dair ortak bir vurgu taşır. Ayrıca göklerin direkli mi direksiz mi olduğu tartışmasında hepsi iki temel görüşü (görünmeyen direk veya hiç direk olmaması) nakleder.
Unterschiede
Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat ve kıraat verilerine dayanarak konuyu daha çok lafız tahlili üzerinden ele alırken, Râzî ve Beydâvî akli-kelami istidlal ile hudûs ve tahsis delillerini işleterek meseleyi felsefi bir çerçeveye taşır. Kurtubî ve İbn Kesîr ise ağırlıklı olarak selef alimlerinden nakiller (Katade, İbn Abbas, Mücahid vb.) üzerinden rivayet temelli bir okuma sunar; İbn Kesîr bu rivayetler arasında direksiz olma görüşünü ayetin zahirine daha uygun bularak tercihte bulunur.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessirlerden Zemahşerî ve Kurtubî rivayet ve dil analizini ön planda tutarken, Râzî ve Beydâvî gibi daha sonraki müfessirlerde kelami/felsefi istidlal ağırlık kazanmıştır; İbn Kesîr ise rivayet ağırlıklı yaklaşımını sürdürerek zahiri tercih etme eğilimindedir. Temel mesele -göklerin nasıl tutunduğu- boyunca değişmeden kalmış, ancak izah yöntemleri dönemin ilmi ve entelektüel eğilimlerine göre çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, evrendeki düzenin gözlemlenebilir olmasının insanı hem hayrete hem de bir denge ve ölçü fikrine yönlendirebileceğini hatırlatır; bilim ile iman arasında çatışma değil bir uyum arayışının mümkün olduğuna işaret eder şeklinde okunabilir. Göklerin ve gök cisimlerinin belirli bir düzen içinde hareket etmesi, günlük hayatta sabır ve ölçülü bir tutumla işleri yürütmenin kıymetine dair dolaylı bir hatırlatma olarak da düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben