وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشْرِكُونَ

“Und die meisten von ihnen glauben nicht an Allah, ohne (Ihm andere) beizugesellen.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, müşriklerin çoğunun -kendilerine gökleri, yeri ve dağları kimin yarattığı sorulduğunda 'Allah' diye cevap vermeleriyle ortaya çıkan- bir tür imanla birlikte Allah'a şirk koştuklarını anlatmaktadır. Yani onlar Allah'ın kendilerini yaratan, rızıklandıran ve öldüren rab olduğunu bilip söylerler (bu onların imanıdır), fakat buna rağmen O'ndan başkasına ibadet ederek şirk koşarlar. Bu durum, ikrarla (rububiyet tevhidi) birlikte ibadette şirk koşmanın bir arada bulunabileceğini gösterir.

إيمانهم قولهم: الله خالقنا، ويرزقنا، ويميتنا، فهذا إيمان مع شرك عبادتهم غيره
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayet, kişinin karşı tarafın kendi kabul ettiği ilkelerle çelişkisini ortaya koyarak (ilzam yoluyla) delil getirebileceğini gösterir; bu tür bir istidlal, kendinde bağımsız bir hüccet olmasa da muhatabı çelişkiye düşürmek için geçerlidir. Peygamber (a.s.) nübüvvetini böyle sözlerle değil apaçık mucizelerle ispat etmiştir, ancak muhataplarının inatla batıllarında direnmesi üzerine onlara kendi kabul ettikleri türden bir delil sunmuş ve dinin ittifakla kabul edilen esası olan İbrahim milletine uymanın daha evla olduğunu söylemiştir. Kadî'nin bu izahına bir itiraz yöneltilmiş, buna karşı da İbrahim'in Allah'a çocuk isnat etmediğinin tevatürle sabit olduğu, Yahudi ve Hristiyanların bunu iddia etmeleriyle onların yolunun İbrahim'in yolundan ayrıldığının kanıtlandığı cevabı verilmiştir.

الآية تدل على أن للواحد منا أن يحتج على غيره بما يجري مجرى المناقضة لقوله : إفحا ماله وإن لم يكن ذلك حجة في نفسه لأن من المعلوم أنه عليه السلام لم يكن يحتج على نبوته بأمثال هذه الكلمات بل كان يحتج بالمعجزات الباهرة التي ظهرت عليه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu ayet için tek bir görüşe bağlı kalmayıp müfessirlerden nakledilen çok sayıda farklı görüşü sıralar: Allah'ı Rab olarak kabul edip putlara tapan müşrikler, kitap ehlinden imanla şirki birleştirenler, Arap müşriklerin telbiyesi, Hıristiyanlar, teşbihçiler, münafıklar, sıkıntı anında dua edip kurtulunca nimeti başkasına nispet edenler ve duhan (kıtlık) kıssasındaki Mekkelilerin imanı gibi çeşitli yorumlar aktarılır. Kurtubî kendisi de sıkıntıda içtenleşip kurtulunca nimeti başkasına nispet etme durumunun Müslüman avamda da sık görüldüğünü not eder.

وقيل : معناها أنهم يدعون الله ينجيهم من الهلكة فإذا أنجاهم قال قائلهم : لولا فلان ما نجونا ولولا الكلب لدخل علينا اللص ونحو هذا فيجعلون نعمة الله منسوبة إلى فلان ووقايته منسوبة إلى الكلب
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, İbn Abbas ve diğer selef müfessirlerinden nakille bu ayetteki müşriklerin imanının, gökleri, yeri ve dağları kimin yarattığı sorulduğunda Allah demeleriyle birlikte O'na şirk koşmalarından ibaret olduğunu belirtir. Bu görüşü desteklemek için haccdaki telbiye ifadesi ve şirkin çeşitli görünümlerine (riya, yeminde başka şeye tazim, rukye, temime, tıyere/uğursuzluk inancı, bir şeye bel bağlama) dair pek çok hadis nakleder. Bu rivayetlerle şirkin sadece açık putperestlik olmayıp, gizli ve küçük şirk (şirk-i asgar) biçimlerini de kapsadığını göstermeye çalışır.

قال ابن عباس من إيمانهم أنهم إذا قيل لهم من خلق السموات ومن خلق الأرض ومن خلق الجبال قالوا الله وهم مشركون به
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'çoğu Allah'a iman etmez, ancak müşrik olarak' ifadesi, insanların Allah'ın varlığını ve yaratıcılığını kabul etmelerine rağmen, O'ndan başkasına ibadet etmek, din adamlarını rab edinmek, Allah'a evlat nispet etmek, nur-zulmet düalizmini kabul etmek veya sebeplere gerçek etki atfetmek gibi yollarla şirke düşmelerini ifade eder. Ayrıca bu ayetin Mekke müşrikleri, münafıklar veya Ehl-i Kitap hakkında olduğuna dair farklı görüşler nakledilir. 'Bu benim yolumdur' ifadesi tevhide davet ve ahirete hazırlık olarak açıklanır; 'basiret üzere' ifadesi ise açık delil ve hüccet anlamındadır.

وما يؤمن أكثرهم بالله في إقرارهم بوجوده وخالقيته. إلا وهم مشركون بعبادة غيره أو باتخاذ الأحبار أربابا. ونسبة التبني إليه تعالى، أو القول بالنور والظلمة أو النظر إلى الأسباب ونحو ذلك.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre insanların çoğu Allah'a, O'nun kendilerini ve gökleri yeri yarattığına inandıklarını söyleseler de, putlara ibadet ederek şirke düşmektedirler; yani imanları şirkle karışıktır. Hasen'den nakille bunların ehl-i kitap olduğu, hem şirk hem iman taşıdıkları; İbn Abbas'tan nakille de bunların Allah'ı yarattıklarına benzetenler olduğu belirtilmiştir.

إلا وهو مشرك بعبادته الوثن

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, İbn Kesîr ve Zemahşerî; ayetin, Allah'ı yaratıcı olarak kabul edip yine de O'ndan başkasına ibadet eden kişilerin imanla şirki bir arada taşıdığını anlattığı konusunda birleşir. Beydâvî de bu temel okumayı paylaşır ve şirkin farklı görünüş biçimlerini sıralar. Kurtubî ise tek görüşe bağlanmadan bu ana yorumu da içeren çok sayıda rivayeti aktarır.

Unterschiede

Taberî, İbn Kesîr ve Zemahşerî esas olarak rivayet zincirine (İbn Abbas, Mücahid, Hasen vb.) dayanır ve ayeti selef tefsirleriyle temellendirir; İbn Kesîr bunu hadislerle genişletip şirkin gizli/küçük biçimlerine (riya, yeminde başka şeye tazim gibi) kadar yayar. Kurtubî tek bir yoruma bağlanmayıp müşrikler, Ehl-i Kitap, münafıklar, teşbihçiler gibi pek çok farklı ihtimali yan yana sunar; bu tavrı ayetin muhtemel çok yönlülüğüne işaret eder. Beydâvî dil ve gramer tahliline ağırlık verirken aynı zamanda rivayetleri de nakleder. Fahreddin er-Râzî ise konuyu tamamen farklı bir eksene taşıyıp ayetin içeriğinden ziyade, benzer bir istidlal yönteminin (ilzam/muâraza) kelamî-mantıki geçerliliğini tartışır; bu farklılık onun kelam ekolüne bağlı yöntem tercihinden kaynaklanır.

Historischer Kontext

En eski tabaka olan Taberî rivayet ağırlıklı bir okuma sunar; bu çizgi İbn Kesîr'e kadar büyük ölçüde korunur, hatta hadislerle daha da desteklenir. Zemahşerî ve Beydâvî'de dil ve belağat analizinin öne çıkması, tefsir yönteminin zamanla çeşitlenip zenginleştiğini gösterir. Kurtubî'nin çok sesli aktarımı, döneminde biriken tefsir mirasının kapsamlı biçimde bir arada sunulma eğilimini yansıtır. Fahreddin er-Râzî'nin kelamî istidlal tartışması ise konuyu doğrudan ayetin lafzından çıkıp mantık/kelam disiplini üzerinden ele almasıyla farklı bir okuma katmanı ekler; temel mesaj (iman ile şirkin bir arada bulunabileceği) sabit kalırken yöntemler dönemle birlikte çeşitlenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin sözlü olarak bir inancı kabul etmesiyle bu inancı davranışlarına yansıtması arasındaki farkı düşünmeye davet eder; bu da ilim ile yaşanan iman arasında bir bütünlük arayışına işaret edebilir. İbn Kesîr'in işaret ettiği gizli şirk biçimleri (aşırı bel bağlama, riya gibi) günümüzde de kişinin niyetini ve ihlasını gözden geçirmesi için bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Kurtubî'nin sıkıntı anında içtenleşip rahatlayınca gaflete dönme örneği ise sabır ve şükür dengesini günlük hayatta canlı tutmanın önemine dair ihtiyatlı bir çağrışım taşır.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben