أَلَآ إِنَّهُمْ يَثْنُونَ صُدُورَهُمْ لِيَسْتَخْفُوا۟ مِنْهُ أَلَا حِينَ يَسْتَغْشُونَ ثِيَابَهُمْ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

“Sicherlich, sie krümmen ihre Brüste zusammen, um sich vor Ihm zu verbergen. Sicherlich, wenn sie sich (auch) mit ihren Gewändern überdecken, Er weiß doch, was sie geheimhalten und was sie offenlegen. Gewiß, Er weiß über das Innerste der Brüste Bescheid.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî, ayetin farklı yorum ihtimallerini sıralar: münafıkların düşmanlıklarını göğüslerinde gizlemesi, Peygamber'e rastladıklarında yüzlerini örtüp sırtlarını çevirmeleri, Allah'tan gizlenebileceklerini zannetmeleri, ya da Kur'an dinlememek için göğüslerini büküp örtünmeleri gibi rivayetleri nakleder. Ayrıca İbn Abbas'tan gelen farklı bir kıraate göre bunun tuvalet ihtiyacı sırasında edep yerlerinin göğe açılmasından utanma davranışıyla ilgili olduğunu da aktarır. Sonuçta Allah'ın kalplerdeki gizli ve açık her şeyi bildiğini vurgulayan bir bağlam ortaya çıkar.

وقاله آخرون: بل كانوا يفعلون ذلك جهلا منهم بالله وظنا أن الله يخفى عليه، ما تضمره صدورهم إذا فعلوا ذلك.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre 'yesnûne suduruhum' ifadesi, kalplerini/göğüslerini haktan çevirip ondan yüz çevirmelerini ifade eder; çünkü bir şeye yönelen ona göğsüyle (bedeniyle) döner, ondan sapan ve yüz çeviren ise göğsünü ondan çevirip yan tarafını (kaburgasını) ondan büker. Bununla, Allah'tan gizlenmek istedikleri, böylece O'nun elçisini ve müminleri sapmalarından haberdar etmemek istedikleri kastedilmiştir. Ayrıca elbiselerine bürünmeleri de Allah'ın kelamını dinlemekten kaçınma amacıyla gizlenmeyi artırma olarak yorumlanmıştır.

يزورون عن الحق وينحرفون عنه ؛ لأن من أقبل على الشيء استقبله بصدره ، ومن ازور عنه وانحرف ثنى عنه صدره وطوى عنه كشحه يعني : ويريدون ليستخفوا من الله ، فلا يطلع رسوله والمؤمنين على ازورارهم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî, ayetteki 'sadırlarını büküp gizlenmeleri' ifadesini münafıklığa işaret sayar; kâfirlerin Allah'tan gizlenmek amacıyla söylediklerinin aksini içlerinde tuttuklarını belirtir. İkinci bir yorum olarak, bazı kâfirlerin Hz. Peygamber yanından geçtiğinde göğsünü çevirip sırtını dönüp elbisesine büründüğü, böylece Kur'an okuyuşunu işitmemek ve içlerinden istedikleri taşlamaları söylemek istedikleri rivayet edilir. Ayetteki tekrarlanan 'elâ' edatının önce gizlenme eylemine, sonra da bu gizlenmenin vaktine (elbiseye bürünme anına) dikkat çekmek için kullanıldığı açıklanır.

روي أن بعض الكفار كان إذا مر به رسول الله ثنى صدره وولى ظهره واستغشى ثيابه ، والتقدير كأنه قيل : إنهم يتصرفون عنه ليستخفوا منه حين يستغشون ثيابهم
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, bu ayeti müşriklerin/münafıkların Peygamber'e ve müminlere düşmanlıklarını kalplerinde gizleyip dışa vurmadıklarına dair bir açıklama olarak nakleder. Ayetin Ahnes b. Şerik, bazı münafıklar veya Allah'tan gizlenebileceğini zanneden bazı Müslümanlar hakkında indiği yönünde çeşitli rivayetleri sıralar; kimilerine göre 'sadırlarını bükmek' düşmanlığı örtmek, kimilerine göre şüphe ve inkarı gizlemek, kimilerine göre de bedeni gizleyip Allah'tan saklanmaya çalışmak anlamındadır.

يخفون ما في صدورهم من الشحناء والعداوة ويظهرون خلافه نزلت في الأخنس بن شريق وكان رجلا حلو الكلام حلو المنطق يلقى رسول الله صلى الله عليه وسلم بما يحب وينطوي له بقلبه على ما يسوء
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, ayetteki 'sadırlarını bükme/gizleme' ifadesinin, insanların Allah'tan bir şeyi gizleyebileceklerini zannetmelerine işaret ettiğini nakleder. İbn Abbas'tan gelen rivayetlerde bu durum, tuvalete çıkarken veya eşleriyle ilişkiye girerken göğü görmekten çekinme, ya da Allah hakkında şüphe ve kötü işler yapma, ya da Rasûlullah'a rastladıklarında yüzlerini çevirip başlarını örtme şeklinde farklı yorumlanmıştır. Sonuçta Allah'ın gece karanlığında örtündükleri anda bile kalplerindeki niyet, gizli düşünce ve sırları bildiğini beyan ettiği belirtilir.

وقال ابن عباس في رواية أخرى في تفسير هذه الآية يعني به الشك في الله وعمل السيئات وكذا روي عن مجاهد والحسن وغيرهم أي أنهم كانوا يثنون صدورهم إذا قالوا شيئا أو عملوه فيظنون أنهم يستخفون من الله بذلك
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'ألا إنهم يثنون صدورهم' ifadesi, kâfirlerin kalplerini/göğüslerini hakikatten çevirip ondan uzaklaşmalarını veya kalplerini küfre ve Peygamber'e düşmanlığa yöneltmelerini ifade eder; bazı görüşe göre ise sırtlarını dönmeleri anlamındadır. Bu davranışla, sırlarını Allah'tan gizleyip Peygamber ve müminlerin bunu öğrenmesini engellemeye çalıştıkları anlatılır. Beydâvî bu ayetin bir grup müşrik hakkında indiği rivayetini nakleder; onların perdelerini indirip elbiselerine bürünerek göğüslerini Muhammed'e düşmanlık üzere kapattıklarında Allah'ın bunu nasıl bilebileceğini sorduklarını belirtir. Ayetin münafıklar hakkında indiği görüşünü ise ayetin Mekkî olup nifakın Medine'de ortaya çıktığı gerekçesiyle sorunlu (نظر) bulur.

قيل إنها نزلت في طائفة من المشركين قالوا: إذا أرخينا ستورنا واستغشينا ثيابنا وطوينا صدورنا على عداوة محمد كيف يعلم. وقيل نزلت في المنافقين وفيه نظر إذ الآية مكية والنفاق حدث بالمدينة.

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler 'sadırlarını bükme/gizleme' ifadesini, kişilerin düşmanlık, şüphe veya kötü niyetlerini Allah'tan ve Peygamber'den gizleyebileceklerini zannetmeleriyle ilişkilendirir; ayetin sonunda Allah'ın gizli-açık her şeyi bildiğine dair vurgu ortaktır. Ayrıca çoğu müfessir konuyu hem rivayet hem dil/kıraat analiziyle birlikte ele alır.

Unterschiede

Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yaklaşımla çok sayıda alternatif anlam (düşmanlık gizleme, Kur'an dinlememe, edep yeri utancı vb.) sıralarken, Zemahşerî ve Beydâvî dil/belâgat tahliline daha çok önem verir. Râzî ikisini birleştirip edatların işlevini de tartışır. Beydâvî ayrıca ayetin Mekkî oluşu ile nifakın Medine dönemine ait olması arasındaki tarihsel çelişkiye dikkat çekerek münafıklarla ilişkilendirmeyi eleştirel bir gözle değerlendirir; bu, diğerlerinde görülmeyen bir tarihsel-eleştirel yaklaşımdır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessirler (Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr) rivayet zenginliğini korurken çeşitli ihtimalleri yan yana sunmayı tercih etmiş; daha sonraki dilbilimci müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) aynı rivayet malzemesini kullanmakla birlikte dil ve belâgat çözümlemesine daha fazla ağırlık vererek yorumu sistemleştirmiştir. Beydâvî'nin tarihsel-bağlamsal eleştirisi, tefsir geleneğinde nüzul sebebi rivayetlerinin sorgulanmasının zamanla geliştiğini gösterir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, insanın iç dünyasındaki niyet ve tutumların er ya da geç ortaya çıkacağı bilinciyle, ihlas ve samimiyetin önemine dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Kalpteki düşünce ile dışa vurulan tavır arasındaki tutarlılık, aile ve toplum ilişkilerinde güven inşasının temel taşlarından biri olarak görülebilir. Bu bakış açısı, bireyin kendi iç muhasebesini yapmasını teşvik eden yapıcı bir tutum için ilham verici olabilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben