وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ نَعْمَآءَ بَعْدَ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ ٱلسَّيِّـَٔاتُ عَنِّىٓ إِنَّهُۥ لَفَرِحٌ فَخُورٌ

“Und wenn Wir ihn Angenehmes kosten lassen nach Leid, das ihm widerfuhr, sagt er ganz gewiß: "Das Übel ist von mir gewichen." Und er ist fürwahr froh und prahlerisch,” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, insanın kendisine bolluk ve nimet verildiğinde 'sıkıntı ve darlık benden gitti' diyerek şımarıp övünmesini anlatır. İnsan dünyada elde ettiği genişlik ve refahla böbürlenir, bunun getirdiği zorlukları ve sıkıntıları unutur, kalıcı olan nimeti ve sürekli sevinci aramayı bırakır. Ardından Allah, bu iki vasıfla (şımarıklık ve övünme) nitelendirdiği insan türünden sabredip iyi işler yapanları istisna etmiştir; bu istisnanın cevazı 'insan' kelimesinin cins ve cemi anlamı taşımasından kaynaklanır.

يقول تعالى ذكره: إن الإنسان لفرح بالنعم التي يعطاها مسرور بها فخور، يقول: ذو فخر بما نال من السعة في الدنيا، وما بسط له فيها من العيش، وينسى صروفها ونكد العوائص فيها، ويدع طلب النعيم الذي يبقى والسرور الذي يدوم فلا يزول
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî bu ifadeyi, kişinin başına gelen musibetlerden ötürü aşırı sevinç ve şımarıklığa (bataran) kapılmasını, Allah'ın kendisine tattırdığı nimetler karşısında insanlara karşı böbürlenip övünmesini (fahûr) anlatmaktadır. Ona göre bu kişi, sevinç ve övünmeye kapılmış olması sebebiyle şükrü ihmal etmiştir.

أي المصائب التي ساءتني أشر بطر { فخور } على الناس بما أذاقه الله من نعمائه ، قد شغله الفرح والفخر عن الشكر
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre ayette geçen nimet ifadesi sağlık, bolluk ve rızıkta genişliği; kötülük ifadesi ise sahibine sıkıntı veren zarar ve fakirliği ifade eder. İnsan kendisine ulaşan genişlikle şımarıp övünür ve bu nimet üzerinde Allah'a şükretmeyi unutur. Bu davranış 'fahûr' (çok övünen, böbürlenen) kelimesiyle mübalağa yoluyla ifade edilmiştir.

أي يفرح ويفخر بما ناله من السعة وينسى شكر الله عليه يقال : رجل فاخر إذا افتخر وفخور للمبالغة
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayet, insanın nimete kavuştuğunda kendi kendine sevinip böbürlenerek başkalarına karşı gurura kapılmasını, kendisine bir sıkıntı dokunduğunda ise ümitsizliğe düşüp bundan sonra hiçbir hayrın kendisine gelmeyeceğini zannetmesini anlatmaktadır. Nimet halinde 'artık bana ne bir sıkıntı ne bir kötülük dokunur' düşüncesiyle şımarma, darlık halinde ise tam bir çaresizlik hissi söz konusudur.

أي يفرح في نفسه ويفخر على غيره وإذا أصابته شدة قنط وأيس أن يحصل له بعد ذلك خير بالكلية
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre insanın nimet karşısındaki nankörlüğü ve şükürden gafil kalışı en küçük şeyde bile ortaya çıkar; bu yüzden ayette 'iz-âka' (tattırma) ve 'mess' (dokunma) gibi hafif temas ifade eden kelimeler kullanılmıştır. Bu dünyada tadılan nimet ve musibetler, âhirette tadılacak olanların bir örneği (numunesi) gibidir. Sabreden ve iyi işler yapanlar bu genel insan tabiatının istisnasıdır; onlara mağfiret ve büyük mükâfat (cennet) vardır.

وفي لفظ الاذاقة والمس تنبيه على أن ما يجده الإنسان في الدنيا من النعم والمحن كالأنموذج لما يجده في الآخرة، وأنه يقع في الكفران والبطر بأدنى شيء لأن الذوق إدراك الطعم والمس مبتدأ الوصول

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin, insanın nimet halinde şımarıp övünmesi, darlık halinde ise ümitsizliğe kapılması gibi zayıf bir tabiatını anlattığı konusunda birleşir. Ortak vurgu, bu davranışın şükür ve sabrı ihmal etmekten kaynaklandığı ve sabredip iyi işler yapanların bu genel insan tabiatından istisna tutulduğudur.

Unterschiede

Taberî istisnanın dilbilimsel gerekçesine (insan kelimesinin cins/cemi anlamı) ve bir rivayete odaklanırken, Zemahşerî ve Kurtubî kelime tahlillerine (fahûr, mübalağa kalıpları) eğilir. İbn Kesîr nimet ve darlık halindeki iki zıt ruh halini dengeli işlerken, Beydâvî 'izâka' ve 'mess' gibi hafif temas ifade eden lafızların nüktesine ve istisnanın muttasıl/munkatı' olma ihtimaline dair i'rab tartışmasına girerek diğerlerinden daha teknik bir dilbilimsel derinlik katar.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve temel dil analizine dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî) daha ayrıntılı belağat ve i'rab tartışmalarına yönelmiştir; temel mesaj sabit kalmış, yöntem ve incelik derinleşmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın bolluk ve darlık karşısında ölçüyü kaçırmadan sabır ve şükür dengesini koruyabilmesinin önemine işaret eder. Günümüzde de kişinin elde ettiği başarı veya karşılaştığı zorluklar karşısında ne kibre ne de ümitsizliğe kapılmadan, ihlasla ve sabırla yapıcı bir tutum geliştirmesi bu ayetten çıkarılabilecek genel bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben